KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/4896 E., 2010/1941 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
Karar Metni
403 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 114 ada 2 ve 3 parsel sayılı sırasıyla 9511.30 ve 1109.63 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hazine adına tapuda kayıtlı olmakla birlikte lehine kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilerek davalılar ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. Davacı hazine taşınmazların hazine adına tapuda kayıtlı bulunduğunu öne sürerek tespitin iptali ile taşınmazların hazine adına tapuya tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazların davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 114 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların davacı hazinenin tutunduğu, 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca oluşturulan 12.10.1963 tarih 60 sayılı tapu kaydının kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Esasen yanlar arasında bu konuda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünce koşullarının varlığı halinde bu nitelikteki taşınmazların zilyetleri adına tespit ve tescil edileceği belirtilmiştir.
Dava konusu taşınmazların hazinenin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı, ne var ki hazinenin dayandığı taşınmazı kapsadığı belirlenen tapu kaydının oluşturulduğu güne kadar adına tescil kararı verilen zilyedi davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen deliller ile yerel mahkemenin hüküm yerinde gösterdiği diğer gerekçelerle belirlenmiştir.
Açıklanan nedenlerle davacı hazinenin az yukarıda sözü edilen taşınmazlarla ilgili hükme yönelen sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki, davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalarla ilgili olarak davalılar adlarına herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.
O halde öncelikle 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde bir kimsenin aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle edinebileceği toplam taşınmaz miktarının sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm olduğu düşünülmeli, davalılar yönünden yasada sözü edilen kısıtlamalarla ilgili araştırma ve soruşturma yapılmalı, davalılar adlarına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden adlarına başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Sicil Müdürlüğü,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/4896, K. 2010/1941, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama