KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5391 E., 2010/3078 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2010
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 129 ada 5 parsel sayılı 2941.26 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek hali arazi niteliğiyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... ... 129 ada 5 ve 113 ada 1 parsel ile temyize gelmeyen 112 ada 1 ve 2 parsel ile 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazlara yönelik kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Yargılama sırasında 112 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bulunmadığı belirlenmiş, 112 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik dava ise tefrik edilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava ve temyize konu 129 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davacı ... ... adına ve 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 129 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı ... ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinden bahisle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi 112 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın tefrik edilmesi ve 113 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı aslının getirtilmemesi, bu taşınmazla dahi ilgili herhangi bir araştırma yapılmaması ve hüküm oluşturulmaması usul ve yasa hükümlerine aykırı düşmüştür.
Hal böyle olunca; dava konusu 113 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait tutanak aslı ile çap örneği getirtilerek belirlenecek komşu taşınmaza ait tutanak örnekleri varsa dayanağı tapu kayıtları Tapu Sicil Müdürlüğünden, vergi kayıtları Özel İdare Müdürlüğünden, davalı ise dava dosyası Mahkemesinden getirtilmeli, derdest dava var ise birleştirme hususu düşünülmeli, dava karara bağlanıp kesinleşmiş ise dosyası delil olarak dosya içine alınıp değerlendirilmeli, davacı delilleri ile toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre taşınmaz hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmalıdır.
Dava konusu 129 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı içeriği incelendiğinde de hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanlarının çeliştiği tartışmasızdır. Bir başka deyişle kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düşmüştür. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmelidir.
Öte yandan dava konusu taşınmazların kadastro tespiti 26.7.1972 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünce bir kimse bir çalışma alanı içinde belgesiz zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümündeki taşınmaz iktisap edebilir. Davacı ... ...'ın belgesizden zilyetlikle iktisap ettiği taşınmaz miktarı hakkında yapılan araştırma yeterli değildir.
Mahkemece davacının belgesizden iktisap ettiği taşınmaz miktarı Kadastro Müdürlüğünden sorulmadığı gibi, Tapu Sicil Müdürlüğü de tutanakların devredilmemesi nedeniyle olumlu veya olumsuz bir cevap vermemiştir.
Mahkemece bu yön gözönünde tutularak belgesiz olarak zilyet adına tespit ve tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmadığı gibi 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kısıtlamalar yönünden sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için davalar birlikte görülmesi bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5391, K. 2010/3078, 24 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama