KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5857 E., 2010/3971 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2010
Karar Metni
966 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı-davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 1005 ada 18 parsel sayılı 7.866,64 m2 ve 1005 ada 19 parsel sayılı 7.634,60 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek tarla niteliği ile davalı-davacı hazine, 1005 ada 2 parsel sayılı 7.113,87 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu kaydına dayanılarak davacı-davalı ... ve davalı ... adlarına paylı olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu 1005 ada 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazların 1/2’şer pay şeklinde kardeşi ... ve adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Davacı hazine ise dava konusu 1005 ada 2 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır.
Yargılama sırasında davacı ... dava konusu 1005 ada 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazların adına tapuya tescili isteminde bulunmuştur.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek davacı ...’nun davasının kabulüne, davacı hazinenin davasının reddine, dava konusu 1005 ada 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazların davacı-davalı ..., dava konusu 1005 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise tespit gibi davalı ... ve ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı-davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 1005 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davacı hazineye ait 2.1.1964 tarihli 694 sayılı tapu kaydı kapsamı içinde kaldığı, ancak tapu kaydının oluşturulduğu güne kadar zilyet davalı ... ve ... yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinmenin diğer koşullarının gerçekleştiği, taşınmazın kanunlar uyarınca hazineye intikal eden yerlerden olmadığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle saptanmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1. maddesi hükmünce koşullarının varlığı halinde bu nitelikteki taşınmazların zilyedi adına tespit ve tescil edileceği belirtilmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı hazinenin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne varki, mahkemece dava konusu 1005 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı-davalı zilyet ... ile ... yararına, 1005 ada 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde de davacı-davalı zilyet ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içirisinde yer alan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz malın çekişmesiz ve aralıksız en az 20 yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğin belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edileceği açıklanmıştır.
Ayrıca HUMK'un 74. maddesine göre de, kural olarak hakim tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına hükmedemeyeceği gibi başka bir şeye de hükmedemez.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden davacı ...'nun, asıl dava dilekçesinde dava konusu 1005 ada 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazların kendisi ve kardeşi ... adına 1/2’şer pay şeklinde tapuya tescili istemiyle dava açtığı, birleşen davada da davacı hazinenin 1005 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ve adına tescili istemiyle ... ve ...'nu hasım göstererek dava açtığı, her iki davanın birleştirildiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu taşınmazların davacı adına tesciline karar verilebilmesi için az yukarıda açıklanan 40-100 dönüm belgesiz araştırmasının ... yönünden yapılması gerektiği gibi müstekil zilyetliklerinin 20 yıla ulaşmaması halinde bu araştırmanın taşınmazları kendilerine devreden önceki malikler yönünden de yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
Ne varki, mahkemece taşınmazların ... ve ...'na ne şeklide, hangi hukuksal tasarrufla, hangi tarihte devredildiği, adı geçenlerin müstakil zilyetliklerinin hangi tarihte başladığı, babaları ... ...'nun hangi tarihte öldüğü araştırılmamış, gerektiğinde ... ... yönünden de belgesiz zilyetlik araştırmasının yapılması gerektiği göz ardı edilmiştir. Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için mahkemece öncelikle davacının babası ... ...’un onaylı aile nüfus kayıt örneğinin getirtilerek mirasçılarının kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin onaylı vukuatlı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek ölü olup olmadıkları saptanmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişiler, sağ iseler belirtmelik bilirkişiler ve uzman bilirkişi katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi,
tanıklar ve sağ iseler belirtmelik tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı yeniden dinlenilmeli, beyanları arasında çelişki varsa çelişki giderilmeli, davacı ...’in dava konusu taşınmazlar üzerindeki müstakil zilyetliğinin 20 yıllık süreye ulaşıp ulaşmadığı detaylı olarak yerel bilirkişi, tanıklar ve tespit bilirkişilerinden sorulup saptanmalı, davacı ...’in müstakil zilyetliği iktisap sağlayan süreye ulaşmadığı takdirde aynı çalışma alanı içerisinde babası ... ve diğer mirasçıları adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m2 taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli,
davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları gözönüne tutulmalı, bu araştırma yapıldıktan sonra sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmadan eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de 3402 sayılı Kadastro Kanununun 31. maddesi hükmü dikkate alındığında davacı-davalı ...’in erkek kardeşi ...'ı temsilen dava açma hakkının bulunmadığı, dava dilekçesinde de ...’in dava konusu 1005 ada 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazlardaki 1/2 payın adına tescilini istediği,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5857, K. 2010/3971, 21 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama