KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6172 E., 2010/4736 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2010
Karar Metni
648 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 186 ada 27 ve 28 parsel sayılı sırasıyla 6197.16 m² ve 6302.08 m² yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ... ve ... adlarına ayrı ayrı tespit edilmiştir. Davacılar ..., ... ve ... tapu kaydına ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında ... ... ve arkadaşları aynı tapu kaydına ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece davacılar ve katılanların davalarının kabulüne, dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ... ... mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 186 ada 27 ve 28 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ... ...'a ait olduğu ve ... ... terekesinin paylaşılmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ... ...'dan kaldığı yönünde, yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı yönünde toplanmıştır. Paylaşmaya dayanan paylaşmayı ispatla yükümlüdür. Öte yandan dava konusu 186 ada 27 ve 28 parsel sayılı taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği halde tutanak bilirkişileri dinlenmemiş bunun gerekçesi de hüküm yerinde açıklanmamıştır.
Böylesine eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varabilmek için öncelikle tarafların ortak miras bırakanı ... ... terekesinin yöntemine uygun bir biçimde paylaşılıp paylaşılmadığı araştırılmalı, ispat külfetinin paylaşmaya dayanan tarafta olduğu düşünülmeli, paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için; ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra,
tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri ve her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerektiği göz önüne alınarak ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı belirlenmeli, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız,
yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı,
yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli,
mirasçılar arasında aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak,
dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa, deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı,
uyuşmazlığın niteliğine göre deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı hususları gözönünde tutulmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6172, K. 2010/4736, 20 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama