KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6410 E., 2010/2944 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2010
Karar Metni
432 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 105 ada 83 parsel sayılı 27804,19 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın belirli bölümüne yönelik olarak dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 11.05.2009 tarihli rapor ve ekindeki haritada (B) harfi ile işaretli 502,68 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün 105 ada 83 parselden ifraz edilerek 105 ada 85 parsele eklenmesine, 105 ada 85 parsel sayılı taşınmazın 4248,17 m2 yüzölçümü ile davacı adına, 105 ada 83 parsel sayılı taşınmazın ise 27301,51 m2 yüzölçümü ile davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu taşınmazın tespit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerin beyanlarının çeliştiği tartışmasızdır. Bir başka deyişle kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düşmüştür.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, dava ve temyize konu taşınmaz bölümü üzerinde zilyet davacının müstakil zilyetliğinin 20 yıllık süreye ulaşmaması nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesindeki miktar sınırlamasına ilişkin olarak davacının babası ... Doğanay yönünden de belgesiz araştırması yapılmamış olması dahi isabetsizdir.
Kabule göre de; davacı taraf adına tescil hükmü verilen taşınmaz bölümü ile ilgili çalışma alanının son parsel numarası verilmek suretiyle tesciline karar verilmesi, dava konusu olmayan 105 ada 85 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslı ve dayanağı belgelerin, tutanaklar devredilmiş ise Tapu Sicil Müdürlüğüne, aksi halde kadastro işlemlerinin tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken davaya konu olmayan ve tespiti kesinleşen 105 ada 85 parsel sayılı taşınmazın geometrik durumunu değiştirecek şekilde hüküm verilmesi dahi isabetsiz,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6410, K. 2010/2944, 12 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama