KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6531 E., 2010/5249 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2010
Karar Metni
509 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 104 ada 395 parsel sayılı 153,39 m2, 104 ada 404 parsel sayılı 228,02 m2, 130 ada 10 parsel sayılı 4.175,44 m2, 130 ada 13 parsel sayılı 1839,74 m², 131 ada 18 parsel sayılı 65,09 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar malikinin kim olduğu tespit edilemediğinden davalı hazine, 118 ada 76 parsel sayılı 7.591,64 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak dava dışı ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında davacı 130 ada 13 ve 118 ada 76 parsel sayılı taşınmazlara yönelik bir davasının bulunmadığını, yanlışlıkla dava dilekçesine yazıldığını beyan etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 104 ada 395, 404, 130 ada 10 ve 131 ada 18 parsel sayılı taşınmazların davacı ... adına tapuya tesciline dava dilekçesinde sehven gösterilen 130 ada 13 ve 118 ada 76 parsel sayılı taşınmazlarla alakalı davaların reddine, ... aleyhine davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, temyize konu 104 ada 395 ve 404, 130 ada 10 ve 131 ada 18 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Yapılan keşifte sadece davacının beyanı alınmakla yetinilmiş, yerel bilirkişiler ile tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları dinlenmemiş, davacının dava konusu taşınmazlar üzerindeki zilyetliğinin başlangıcı, süresi ve şekli üzerinde durulmamış, ziraat bilirkişiden rapor alınmamış, buna karşılık duruşma sırasında dinlenilen tek bir bilirkişinin beyanı esas alınarak hüküm
kurulmuştur. Ayrıca mahkemenin kabulüne göre de, dava konusu olmayan 130 ada 13 ve 118 ada 76 parsel sayılı taşınmazlara ait dosyadaki tutanak aslı ve dayanağı belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, bu taşınmazlarla ilgili davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel, fen ve ziraatçi uzman bilirkişiler ile tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında keşif yapılmalı, yerel bilirkişi, tanıklar ve tespit bilirkişilerden taşınmazın geçmişte kim veya kimler tarafından, ne suretle ve ne zamandan beri kullanıldığı hususunda ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları,
yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6531, K. 2010/5249, 27 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama