KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/8216 E., 2010/5590 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2010
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 108 ada 6 parsel sayılı 33603,16 m² yüzölçümündeki taşınmaz sit alanı olduğundan söz edilerek ve haritasında (A) harfi ile işaretli 8702,89 m² yüzölçümündeki bölümünün ... adına tapulu bulunduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle davalı hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın belirli bölümüne yönelik olarak dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 30.07.2009 tarihli rapor ve haritasında (A) harfi ile işaretli 7216,40 m² yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı ... adına tapuya tesciline, geriye kalan taşınmaz bölümünün tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 25.11.1994 tarih 1775 sayılı kararına konu haritanın kadastro sırasında hatalı uygulandığı, dava ve temyize konu 108 ada 6 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen (A) harfi ile işaretli taşınmaz bölümünün davacı ...'un tutunduğu 10.07.1975 tarih 27 sayılı tapu kayıt kapsamında kaldığı gerekçesiyle taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı tarafın dayandığı tapu kaydının oluşma nedeni dikkate alındığında dayanağı haritasının bulunabileceği dosya içeriği ile belirlenmiştir. Ne var ki, mahkemece dayanılan tapu kaydının haritasının bulunup bulunmadığı araştırılmamış, tapu kaydının dayanağı haritasının bulunması halinde yerel Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilerek yöntemine uygun şekilde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü gereğince yerine uygulanmamıştır.
Öte yandan tespite esas alınan Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 25.11.1994 tarih 1775 sayılı kararına konu harita yöntemince mahalline uygulanıp kadastro sırasındaki uygulama ile farlılık olması halinde gerekçeleri de açıklanarak kapsamları duraksamasız belirlenmemiştir. Gerçekten kural olarak kayıtların haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının haritasına göre belirlenmesi zorunludur.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı ...'un tutunduğu 17.04.1972 tarih 24 sayılı sicilden gelen 10.07.1975 tarih 27 sayılı Kangal Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.12.1971 tarih, 40-417 E.K. sayılı tescil ilamı ile oluşan tapu kaydının dayanağı harita yerel Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, tapu kaydının başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulmalı, revizyon gördüğü taşınmaz var ise taşınmazları birlikte gösterir kadastro paftası Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli,
tutunulan tapu kaydı ile kök tapu kaydı arasındaki yüzölçüm farklılığının nedenleri araştırılmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle tespite esas alınan Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 25.11.1994 tarih 1775 sayılı kararına konu harita ile davacının dayandığı tapu kaydının dayanağı haritalar yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile tutunulan tapu kaydının dayanağı haritanın ölçeği eşitlenmeli,
çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerleri ile haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/8216, K. 2010/5590, 6 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama