KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/8320 E., 2010/4961 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2010
Karar Metni
280 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen ... dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı taraf kendi adına tespit edilen dava dışı 428 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile, ölü ... adına tespit edilen dava dışı 328 ada 2 parsel sayılı taşınmazların sınırını oluşturan uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 10.07.2008 tarihli rapora ekli haritada (A) ve (B) harfleri ile işaretli, kadastro sırasında tutanağı düzenlenmeyen, bu nedenle yol niteliği ile kadastro dışı bırakılan taşınmaz bölümlerini dava etmiştir.
Kural olarak, tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlar hakkında açılan davaların kadastro mahkemesinde görülmesi olanaksız genel mahkemede çözümlenmesi zorunludur. Bu olgu kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa da yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Gerçekten davacı taraf, tespit gününde taşınmazlar başında hazır bulunmak suretiyle uyuşmazlık çıkarıp tutanak düzenlettirmemiştir.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki kadastro hakimi doğru sicil oluşturmakla yükümlü olduğundan, dava konusu olmayan 428 ada 1 ve 328 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara ait dosyadaki tutanak aslı ve dayanağı belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tespit gibi tescile karar verilmesi isabetsiz, davacı ...’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden mahkeme hükmünün 2. bendinin hüküm yerinden çıkartılmasına,
yerine “Dava konusu olmayan 428 ada 1 ve 328 ada 2 parsel sayılı taşınmazların tespit tutanağı asılları ve dayanağı belgelerin tespit gibi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/8320, K. 2010/4961, 22 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama