KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/3883 E., 2011/2011 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mart 2011
Karar Metni
282 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 266 ada 15 parsel sayılı 3127.54 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras hakkına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece, toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına, yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazın davacıların ortak miras bırakanı, ...'den kaldığı yönünde, yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın tereke kapsamında kalıp kalmadığı yönünde toplanmıştır.
Tereke kapsamında kalan taşınmazlar hakkında kural olarak, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek, terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi kuralına bağlıdır.
Somut olayda ise ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçıları tarafından dava konusu taşınmazın hasta kardeşleri ...'ın bakım ve gözetimi karşılığında kardeşlerden ...'a 1961 yılında zilyetliğin devredildiği, taşınmazın tereke malı olmaktan çıktığı, kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar nizasız fasılasız 20 yıldan fazla bir süre davalının babası ... tarafından zilyet ve tasarruf edildiği ...'ın ölümü ilede mirasçısı davalı ...'e intikal ettiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile toplanıp değerlendirilen diğer delillerle belirlenmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/3883, K. 2011/2011, 30 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama