KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4345 E., 2011/2711 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2011
Karar Metni
800 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 106 ada 8, 11, 109 ada 26 ve 132 ada 2 parsel sayılı sırasıyla 61 m2, 490.25 m2, 135.81 m2 ve 2993.90 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığını öne sürerek dava açmıştır. Yargılama sırasında ... davaya dahil edilmiştir. Mahkemece davanın reddine, 109 ada 26 parsel sayılı taşınmazın ... adına, 106 ada 8, 9 ve 132 ada 2 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava konusu 106 ada 8 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre, mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı Hazine'nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 106 ada 8 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar hakkında oluşturulan hükmün ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2-Davacı Hazine'nin 109 ada 26 ve 132 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar hakkında oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; ... 18.11.2009 tarihli oturuma katılarak dava konusu 109 ada 26 parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğunu bildirmiştir. Kadastro
Mahkemesinde basit yargılama usulü uygulanır. ...'nın bu şekilde davaya katıldığının kabulü gerekirse de; ...'dan katılma harcının ikmal edilmesi, katılan davacı olarak karar başlığında gösterilmesi, göstereceği delillerin toplanması, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek davanın esası yönünden bir karar verilmesi gerekirken bu usuli işlemler tamamlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan dava konusu 132 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kuzey ve doğusunda 132 ada 27 sayılı mera parseli bulunmaktadır.
Hal böyle olunca davada mera araştırmasının yapılması gerekir. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanıla gelmiş olmasına bağlıdır.
Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi, tanıklar ve uzman bilirkişi,
tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı,
bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise, komşu köylerden tespit edilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit ve belirtmelik tutanağı içerikleri çeliştiği takdirde,
belirtmelik tutanağı bilirkişileri ve tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki varsa bu çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli,
bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan kayıt ve belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye,
uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4345, K. 2011/2711, 22 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama