KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4618 E., 2011/3387 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2011
Karar Metni
681 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 116 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 123 ada 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 parsel sayılı sırasıyla 847,46 m2, 495,59 m2, 558,70 m2, 611,23 m2, 571,53 m2, 674,55 m2, 578,08 m2, 522,32 m2, 797,69 m2, 906,28 m2, 1290,16 m2, 561,29 m2, 708,48 m2, 841,76 m2, 923,38 m2, 669,76 m2, 941,99 m2, 906,35 m2, 816,99 m2 ve 586 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ...
116 ada 1 ila 11 ve 123 ada 4 ila 11 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 116 ada 1 ila 11, 123 ada 4 ila 12 parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptali ile mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera oldukları gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde toplanmıştır. Dava konusu taşınmazlar ham toprak niteliği ile tespit edilmiş, davacı ise mera olduklarını iddia etmiştir. Hal böyle olunca davada mera araştırmasının yapılması dava konusu taşınmazların öncesinin kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 Sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişiler, tanıklar, sağ olan belirtmelik bilirkişileri,
belirtmelikte adı geçen muhtar ve azalar, tespit tutanağı bilirkişileri ile uzman fen ve ziraatçi bilirkişileri hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı,
bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise, yerel bilirkişi, tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerden dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi,
tanık ve belirtmelik bilirkişilerin sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi, tanık ve belirtmelik bilirkişilerinin anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli,
komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan kayıt ve belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı,
gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4618, K. 2011/3387, 23 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama