KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5291 E., 2011/3182 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2011
Karar Metni
793 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 132 ada 73 parsel sayılı taşınmaz mera niteliğiyle sınırlandırılmıştır. Davacı ... ve arkadaşları, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı ... ve arkadaşlarının davalarının kabulüne, dava ve temyize konu taşınmazın uzman bilirkişi ...tarafından düzenlenen 22.12.2008 tarihli rapor ve haritada (F) harfi ile işaretli 5.998,22 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı ..., (E) harfi ile işaretli 4.331,26 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı ..., (C) harfi ile işaretli 9.525,04 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı ..., (D) harfi ile işaretli 15.384,70 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı ... ve (G) harfi ile işaretli 6.319,64 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı ... adına tapuya tesciline,
geri kalan bölümlerinin ise mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 132 ada 73 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi ...tarafından düzenlenen 22.12.2008 tarihli rapor ve haritada (F), (E), (C), (D) ve (G) harfi ile işaretli bölümlerinin mera olmadığı ve davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Tespitte saptanan hukuksal olgu ile yargılama sırasında saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düştüğü halde tespit bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında dinlenmemiş, komşu köyden sadece bir yerel bilirkişi dinlenmiş, dava konusu taşınmaza komşu 132 da 70, 114, 189, 102 ada 1, 2, 103 ada 35, 36, 43 ve 48 parsel sayılı taşınmazlara ait tutanak örnekleri ve varsa dayanak kayıtları getirtilip keşif mahallinde uygulanmamış, varsa dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmazı ne okudukları belirlenmemiştir. Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde toplanmıştır. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. Taşınmazın bulunduğu köyde tahsisli mera bulunmadığı belirlendiğine göre mahkemece dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek, taraflarla akrabalığı bulunmayan ve elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile kadim mera araştırması yapılarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava ve temyize konu taşınmaza komşu 132 ada 70, 114, 189, 102 ada 1, 2, 103 ada 35, 36, 43 ve 48 parsel sayılı taşınmazlara ait tutanak örnekleri ile varsa dayanağı tapu kayıtları Tapu Sicil Müdürlüğünden, vergi kayıtları Özel İdare Müdürlüğünden getirilmeli, daha sonra dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı üç yerel bilirkişi, tanıklar ile uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi ile tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı,
dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak taşınmazın temyize konu bölümlerinin mera olup olmadığı yolunda tutanak bilirkişilerinden de ayrıntılı, gerekçeli, olaylara dayalı bilgiler alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazın toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli,
bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmamış ise tutanakların içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları, tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı anlaşıldığı takdirde yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı,
taşınmazın temyize konu bölümlerinin öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada (F) harfi ile işaretli bölümün 10-15 yıldır işlenmemiş olması halinin iradi terk niteliğinde olup olmadığı hususu irdelenmeli, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı,
bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5291, K. 2011/3182, 9 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama