KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/5342 E., 2011/3462 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2011
Karar Metni
696 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 101 ada 6 ve aynı ada 16 parsel sayılı sırasıyla 8045,28 m2 ve 1748,16 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak eşit paylarla davalılar ... ve paydaşları adına tespit edilmiş, yapılan tespitler 24.03.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka dayanarak 12.06.2008 tarihinde dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların 1/7 paylı olarak davacı ... ile davalılar ... ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ... 'dan kaldığı yönünde yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın sağlığında taşınmazları davalılara satıp satmadığı, satınalmaya konu olmaması halinde miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı ve yapılmış ise taşınmazların davalı tarafın payına isabet edip etmediği yönünde toplanmıştır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgular da dikkate alındığında yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde, davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tespitte esas alınan tapu kayıtlarının kapsamında olduğu ihtilaf konusu olmayan taşınmazların tapu dışı yolla davalılara satılıp satılmadığı duruksamasız belirlenmeli, taşınmazların davalılara satılmadığının belirlenmesi halinde, ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği,
adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların 1987 yılında davalılara satılıp satılmadığı, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı,
yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanlarının çelişmesi nedeniyle tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında kadastro mahkemesinde görülmekte olan aynı nitelikte dava ya da davalar varsa,
usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre,
deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, taşınmazların miras bırakan tarafından davalılara satılması halinde davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesi hükmündeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı,
uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/5342, K. 2011/3462, 25 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama