KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/6291 E., 2011/3517 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2011
Karar Metni
710 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 288 ada 3, 289 ada 12, 292 ada 10, 295 ada 5, 300 ada 1, 303 ada 2, 307 ada 14, 308 ada 9,309 ada 5 ve 320 ada 1 sırasıyla 278.06 m2, 2872.24 m2, 1375.51 m2, 345.58 m2, 1859.36 m2, 554.30 m2, 2663.51 m2, 793.46 m2, 13.09 m2 ve 913.42 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar bağışlamaya, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların payları oranında ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm; davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların muris ...'tan kaldığı taraflar arasında ihtilafsızdır. Davalı ... ...'ın oğlu ... ...'ın payını satın aldığını öne sürmüş ise de dosya arasında bulunan veraset ilamında ... ... miras bırakan ...'ın mirasçısı görünmemektedir. Mahkemece muris ...'a ait aile nüfus kayıt tablosu getirtilerek ... ...'ın mirasçı olup olmadığı belirlenmediği gibi hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği halde tutanak bilirkişileri dinlenilmeden karar verilmiştir. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm verilemez.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle miras bırakan ...'ın verasete esas nüfus aile kayıt tablosu getirtilerek ... ...'ın mirasçı olup olmadığı, daha sonra dava konusu taşınmazların ... tarafından sağlığında davalının babası... ...'a ... ...'a, ... ...'ın da davalı ...'a bağışlayarak zilyetliğini devredip devretmediği belirlenmeli, dava konusu taşınmazların terekeye dahil olduklarının tespiti halinde ise yöntemine uygun şekilde paylaşım yapılıp yapılmadığı, paylaşılmışsa davalının babası...'ın miras payına düşüp düşmediği belirlenmelidir.
Yöntemine uygun şekilde paylaşımdan söz edilebilmesi için miras bırakan ...'ın tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
Mahkemece öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup, bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı,
yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa deliller değerlendirilirken,
sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tesbit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli,
uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, HUMK.nun 74. maddesinde öngörülen amir hüküm çerçevesinde davacıların dava dilekçelerindeki istemleri dikkate alınarak taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacıların payıyla sınırlı çözümleneceği düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/6291, K. 2011/3517, 26 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama