KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/6559 E., 2010/7009 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2010
Karar Metni
609 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere ve özel hukuk sözleşmesine dayalı işlemden kaynaklanan bir zarara ilişkin olmasına ve bu nedenle mahkemenin görevli bulunmasına göre davalı ...’nın yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davacı tarafın hükmedilen faizin niteliğine, davalıların hükmedilen tazminat miktarına ve kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç davanın niteliğine, tarafların sıfatına, yasal düzenlemeye uygun düşmemiştir.
Haksız fiilden kaynaklanan davalarda davanın kabulüne veya kısmen kabulüne karar verilebilmesi için sadece zararın ve B.K.nun 41. maddesinde öngörülen diğer haksız fiil unsurlarının kanıtlanması yeterli değildir. Bunlar yanında ayrıca ve özellikle haksız fiilin sorumluluğunun zorunlu unsurlarından olan uygun illiyet bağının da davacı tarafından kanıtlanması gerekir.
Ayrıca, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek için kendi çalıştırdığı işçilerine ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araç yakıt giderleri genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler zarar kapsamına dâhil edilemez.
Öte yandan, 3095 sayılı Yasa’nın 2/3. maddesi uyarınca gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dâhil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda istek halinde T.C.Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur.
Somut olaya gelince; davacı, davalılar tarafından yapılan altyapı inşaat çalışmaları sırasında yer altı kablo güzergâhına zarar verildiğini, menhollerin ve kablo güzergâhının asfalt ve toprak altında kaldığını, oluşabilecek arızalara müdahale edilmesinin ve davalıların eylemi ile oluşan hasarın tamir veya ıslahının mümkün olmadığını, bu nedenle tesislerin deplasesinin zorunlu olduğunu öne sürerek, menhollerin ve kablo güzergâhının deplase bedelinin tahsilini istemiştir.
Yukarıda açıklanan hukuksal olgu dikkate alındığında davacı, zararının davalıların eyleminden kaynaklandığını kanıtlamak zorundadır. Ne var ki, mahkemece illiyet bağı ve kusur yönünden bir araştırma yapılmadığı gibi davalılar tarafından yapılan altyapı inşaat çalışmalarına ilişkin projeler ile kablo güzergâhının ilk tesisine ilişkin projeler keşif yapılarak mahalline uygulanmamış, yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek hüküm verilmiştir.
Eksik araştırma ve soruşturma ile yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece konusunda uzman bir inşaat mühendisi, bir elektrik mühendisi ve kadastro uzmanının da içlerinde bulunacağı üç kişilik bilirkişi kurulu görevlendirilerek mahallinde keşif yapılmalı, davalıların yaptığı altyapı inşaat çalışmalarına ilişkin projeler ile zarar gören kablo güzergâhının ilk tesisine ilişkin projeler mahalline uygulanmalı, davalıların yaptığı iş nedeniyle davacının kablo güzergâhının zarar görüp göremeyeceği, zarar görmüş ise hasar nedeniyle tüm kablo güzergâhının yenilenmesinin ve deplase edilmesinin gerekip gerekmediği,
zararın meydana gelmesinde davalıların kusurunun bulunup bulunmadığı konularında bilirkişi kurulundan ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınmalı, davalıların fiili ile zarar arasındaki illiyet bağı, zararın kapsamı, davalıların kusur oranı ve sorumlu tutulabileceği zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/6559, K. 2010/7009, 7 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama