KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/6938 E., 2011/5040 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Eylül 2011
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 108 ada 541 parsel sayılı 7798.55 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Davacının kayıt ve belgeye dayanmadığı, dava konusu taşınmazın sınırında bulunan 108 ada 925 parsel sayılı taşınmazın, 1971 yılında yapılan çalışmalar sonunda Toprak Komisyonu tarafından mera niteliği ile sınırlandırıldığı anlaşıldığına göre dava konusu taşınmazın da kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili ve idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili ve idari merciler tarafından 4753, 5618 ve 4342 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının ilgili mercilerden sorulup saptanması, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı ve dayanağı belgelerin getirtilip uygulanması, dava konusu taşınmazın mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi,
mera tahsis kaydı yok ise davada yararı olmayan yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, taşınmazın bulunduğu köye komşu köy halkından seçilecek yerel bilirkişiler, tanıklar, uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve ziraatçi bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın ve komşu mera parselinin öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgilerinin alınması,
yerel bilirkişi ve tanıklar ile tespit bilirkişilerinin sözleri arasında varsa çelişkinin giderilmesi, uzman ziraatçi bilirkişi aracılığı ile taşınmazın bizzat mahkeme hakimince görülüp gözlenmesi, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu hususunun da ayrıntılı bir şekilde keşif tutanağına geçirilmesi, fotoğraflarının çekilmesi, komşu mera taşınmazının toprak yapısıyla dava konusu taşınmazın toprak yapısının mukayese edilmesi, dava konusu taşınmazla sınırında komşu mera olan taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay sınır olup olmadığının tespit edilmesi,
dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının ve meradan açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekir. Mahkemece açıklanan biçimde araştırma yapılmamıştır. O halde yukarıda açıklandığı biçimde araştırma inceleme yapılmalı, taşınmazın mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde davacının davasının reddine karar verilmeli, aksi halde zilyetlik delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/6938, K. 2011/5040, 14 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama