KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/7985 E., 2011/5487 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2011
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden bir başka deyişle kaçak su kullanmadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Alacak davalarında davalı olma sıfatı, alacağın borçlusuna, haksız fiillerde zarar sorumlularına, itirazın iptali davalarında ise hakkında takip yapılan ve itiraz etmesi nedeniyle hakkındaki takip kısmen ya da tamamen duran borçluya aittir. Borçlu veya zarar sorumluları dışında üçüncü bir kişiye karşı dava açılması durumunda davanın sıfat yokluğu, bir başka deyişle husumet yönünden reddine karar verilmesi zorunludur.
Ayrıca, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 49. maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı Kanunun 50. maddesi hükmüne göre de organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar.
Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yönetici ortakların, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Borçlar Kanununun 41 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3. maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerekir.
Bu halde tüzel kişinin ve organlarının sorumluluğun türünün Borçlar Kanununun 51. maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, davacı dava dışı ... İnş. San. Mad. Tur. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait işyerinde şirket ortağı davalı tarafından kaçak su kullanıldığını öne sürmüştür. Mahkemece dava konusu yerin davalıya ait olmadığı, dava dışı kişiler tarafından kiralanarak kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İşyerinin dava dışı anılan şirket tarafından işletildiğinin tespiti halinde, kaçak su kullanımının bizzat şirketin organı sayılan yönetici ortakları tarafından yapıldığı dikkate alındığında yönetici ortakların şirket gibi haksız fiilden kaynaklanan zarardan sorumlu tutulmaları gerektiği kuşkusuzdur. Yargılama sırasında dava konusu tutanağa konu yerde kimin ve hangi tarihten itibaren faaliyette bulunduğu, dava dışı ... İnş. San. Mad. Tur. ve Tic. Ltd.
Şti.’nin ne zaman kurulduğu, ortak ve yöneticilerinin kimler olduğu, davalının yönetici ortak olup olmadığı araştırılmamıştır. Eksik araştırma ve soruşturmayla hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, mahkemece öncelikle tutanak düzenlenen adreste davalı ve dava dışı ... İnş. San. Mad. Tur. ve Tic. Ltd.
Şti.’nin faaliyette bulunup bulunmadığı, faaliyette bulunuyor ise faaliyetin hangi tarihten itibaren başladığı ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğü, Vergi Dairesi Müdürlüğü ve diğer kurumlardan sorularak saptanması, kaçak su kullanma fiilinin kim tarafından işlendiğinin duraksamasız belirlenmesi, öncelikle husumet sorunu çözümlendikten sonra davanın esasına yönelik hüküm oluşturulması, kaçak su kullanma fiilinin dava dışı ... İnş. San. Mad. Tur. ve Tic. Ltd.
Şti. tarafından işlendiğinin tespiti halinde ise, dava dışı ... İnş. San. Mad. Tur. ve Tic. Ltd.
Şti.'nin ne zaman kurulduğu, ortak ve yöneticilerinin kimler olduğu, davalının yönetici ortak olup olmadığı Ticaret Sicil Müdürlüğünden sorulup saptanması, buna ilişkin belgeler getirtilerek dosya içine konulması, davalının sıfatı ve davaya konu alacaktan sorumlu tutulup tutulamayacakları duraksamasız belirlenmesi, davalının sorumlu olduğunun tespiti halinde dosya uzman bilirkişiye verilerek takip tarihi itibariyle alacak miktarının belirlenmesi için rapor alınması,
daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/7985, K. 2011/5487, 27 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama