KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/1008 E., 2011/7875 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2011
Karar Metni
426 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı.
Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 118 ada 14, 15, 16 ve 19 parsel sayılı sırasıyla 1224,16 m2, 788,42 m2, 1433,53 m2, ve 1282,48 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına, 118 ada 17 parsel sayılı 233,94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ..., ..., ..., ... ve ... adlarına tespit edilmişlerdir.
Davacı ... tapu kaydına dayanarak kadastro sırasında adına tespit edilen 118 ada 18 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt miktarından eksik ölçüldüğünü, bu eksikliğin davalılar adına tespit edilen aynı ada 14, 15, 16, 17 ve 19 parsel sayılı taşınmazlar içinde kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, 118 ada 14, 15, 16, 17, 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olmadığı, 118 ada 14, 15, 16 ve 19 parsel sayılı taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, dava konusu 118 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ise zilyet davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. Davacı tarafın dayandığı tapu kaydının oluşma nedeni dikkate alındığında, dayanağı haritasının bulunduğu halde, yöntemine uygun şekilde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmünce yerine uygulanmamıştır.
Gerçekten kural olarak kayıtların haritaya dayanmaları halinde kapsamlarının haritasına göre belirlenmesi zorunludur.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı tarafın dayandığı ve dosyada mevcut tapu kaydının dayanağı harita ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenmeli, çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerleri ile haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Kabule göre de 118 ada 18 parsel sayılı taşınmaz dava konusu olmadığı halde tutanak aslı ve eklerinin kadastro işleminin olağan usullerle tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tescil hükmü kurulması da yerinde değildir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/1008, K. 2011/7875, 9 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama