KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/1385 E., 2011/7438 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2011
Karar Metni
307 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan ..., ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu.
Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde bulunan ve bilirkişi raporunda mavi renk ile gösterilen evin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş ise de varılan sonuç ve kurulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmiştir.
Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz hakkında yapılan bir kamulaştırma işlemi veya açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, tespit davası açılabilmesine imkan tanıyan HUMK'nun 567 ve Kamulaştırma Kanununun 19.maddesi hükmünün somut olayda uygulanmasına imkan olmadığı gözetildiğinde, davacının tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığı kuşkusuzdur. Yargılama sırasında davalılardan her hangi birinin davayı kabulü de hukuki yarar şartını ortadan kaldırmaz.
Hal böyle olunca; mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, mülkiyet olgusunu doğuracak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması dahi isabetsiz, davalı ...,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/1385, K. 2011/7438, 29 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama