KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/25 E., 2011/7165 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2011
Karar Metni
657 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 209 ada 44 parsel sayılı 31784,71 m2 yüzölçümündeki taşınmaz zilyetlik koşulları oluşmadığından söz edilerek tarla niteliğiyle davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., tapu kayıtlarına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın belirli bölümünün miras bırakanı ... ... mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 21.05.2010 tarihli rapor ve haritasında (A) harfi ile işaretli 14559,46 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün aynı adanın son parsel numarası ile miras bırakan ... ... mirasçısı davacı ... ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu taşınmaz bölümünün davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtları kapsamında kalmadığı ancak; adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir.
Davacı tarafın tutunduğu 15.2.1971 tarih 6 sayılı sicilden gelen 20.10.1992 tarih 4 sayılı tapu kaydı ile 15.2.1971 tarih 7 sayılı sicilden gelen 17.1.1986 tarih 7 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmaz bölümünü kapsamadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Hal böyle olunca taraflar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir taşınmazın kişi adına tespitine karar verilebilmesi için öncelikle taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi, daha sonra diğer koşulların araştırılması, davanın taşınmazın aynına ilişkin olduğu gözetilerek, taşınmaz başında dinlenecek tanık sözleri ve bilirkişi beyanlarının komşu parsel tutanakları ve dayanağı kayıtlarla denetlenmesi, daha sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Somut olayda mahallinde keşif yapılmış ise de; taşınmazın kuzeyindeki komşu parsel tutanakları ve varsa dayanağı belgeler dosyaya getirtilmemiş, yerel bilirkişi ve tanık beyanları bu suretle denetlenmemiş, keşifte saptanan hukuksal olgu ile tutanak içeriği çeliştiği halde tespit bilirkişileri dinlenerek çelişki giderilmemiş, öte yandan taşınmazın özel mülkiyete konu olan yerlerden olup olmadığının belirlenmesinin özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiği, HUMK.'nun 275. maddesi hükmüne göre bu olgunun bilirkişi dinlenerek saptanması gerektiği halde keşfe ziraatçi bilirkişi götürülmemiş, mahkemece tutanak içeriği ile yetinilerek hüküm verilmiştir. Eksik araştırma ile hüküm verilmez.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı, uzman ziraatçi bilirkişi ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri yeniden taşınmaz başında usulün 259. maddesi hükmüne uygun biçimde ayrı ayrı dinlenerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde,
taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, daha sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davacı,
miras bırakan ve diğer mirasçıları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden salt kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediğinin Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü ile Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/25, K. 2011/7165, 23 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama