KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3955 E., 2012/1988 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2012
Karar Metni
759 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 163 ada 2 ve 5 parsel sayılı sırasıyla 708.04 m2 ve 1291.53 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... tarafından davalılar ... ve ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesine açılan meraya ve köy yoluna yapılan el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davacının aynı taleple Hazine ve ...
Köyü Tüzel Kişiliğini de davalı göstererek 163 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında Kadastro Mahkemesine açtığı dava ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılaması sonunda; mahkemece davanın reddine, 163 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı ... ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yerel mahkemece oluşturulan karar tarihine göre HUMK'nun 3156 sayılı Kanunla değişik 432/1. maddesi hükmünce temyiz yoluna başvurma süresi 15 gündür. Hükmü temyiz eden davacı ... vekillerinden Av. ...'e hükmün tebliğ edildiği, 20.12.2010 günü ile temyiz dilekçesinin mahkemeye verildiği 11.01.2011 günü arasında yasada öngörülen 15 günlük süre geçmiştir. Bu itibarla davacı ...'ın temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine,
2-Davalı Hazine'nin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece dava konusu 163 ada 2 parsel sayılı taşınmazın mera ve yol olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş ise de; İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgiler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava ve temyize konu 163 ada 2 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar tutanaklarında belirtilen hukuksal olgulara dayanılarak 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edildikleri halde mahkemece yalnızca 163 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm kurulduğu gibi malik hanesi açık olduğu halde kimin adına tescil edileceği hüküm yerinde gösterilmeden tespit gibi tesciline denmek suretiyle infazda tereddüt yaratılmış,
davacı ... tarafından açılan ve aktarılan davada el atmanın önlenmesi ile birlikte kal isteminde de bulunduğu ve bu istem yönünden davaya bakmak Kadastro Mahkemesinin görevine girmediğinden görevsizlik kararı verilmesi gerektiği halde, kal istemi yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Dava konusu taşınmazların tespitine esas alınan 1957 tarih 5 sayılı vergi kaydı getirtilmemiş, taşınmaz başında uygulanmamıştır.
İddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden taşınmazlar başında yapılan keşif sonucunda taşınmazların tahsisli ya da geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olmadığı, içinden geçen kadim köy yolunun bulunmadığı dosya kapsamıyla belirlenmiştir. Ne var ki; taşınmazların malik haneleri açık bırakıldığına göre 3402 sayılı Yasanın 30. maddesi hükmünün uygulanacağı kuşkusuzdur. Bir başka anlatımla gerçek malikin mahkemece belirlenmesi zorunludur. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle taşınmazların tespitine esas alınan 1957 tarih 5 sayılı vergi kaydı getirtilmeli, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tesbitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri yeniden taşınmaz başında usulün 259. maddesi hükmüne uygun biçimde ayrı ayrı dinlenerek tesbitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, vergi kaydı yerine uygulanmalı,
komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye,
daha sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmüne göre ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden salt kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tesbit yada tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli, aktarılan davada el atmanın önlenmesi ile birlikte istenilen kal talebi yönünden kadastro mahkemesinin görevine girmediğinden görevsizlik kararı verilerek,
dava konusu olan ve malik hanesi açık bırakılan 163 ada 2 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkında kimin adına tescil edileceği hüküm yerinde gösterilerek malik haneleri doldurulmak suretiyle hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3955, K. 2012/1988, 21 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama