KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/4113 E., 2012/2199 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2012
Karar Metni
600 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 112 ada 131, 76 ve 74 parsel sayılı sırasıyla 32127,44 m2, 22159,77 m2, 21007,74 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak ; 112 ada 74 parsel sayılı taşınmaz dava dışı ..., 112 ada 76 parsel sayılı taşınmaz dava dışı ..., 112 ada 131 parsel sayılı tşınmaz ise kadastro komisyonunca davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... adına tespit edilen 112 ada 130 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik tespit edildiğini, mevcut eksikliğin dava konusu taşınmazlarda kaldığını ileri sürerek tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın husumet nedeni ile reddine, dava konusu 112 ada 131, 76 ve 74 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı ...’in dava konusu 112 ada 76 ve 74 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili açtığı davayı tespit maliklerine yöneltmediği, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlendiğine göre davacı ...'in dava konusu 112 ada 76 ve 74 parsel sayılı taşınmazlara yönelik sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki. Kadastro Hakimi doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür.
Dava konusu 112 ada 76 ve 74 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğine göre, dava konusu iş bu taşınmazlara ait dosyadaki tutanak aslı ve dayanağı belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tespit gibi tescile karar verilmesi isabetsiz, davacı ...'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de,
yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden mahkeme hükmünün 1 nolu bendinin 2.paragrafının 2.satırında yazılı bulunan “taşınmazın tespit gibi ... adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE” sözlerinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine “taşınmaza ait dosyada bulunan tutanak aslı ve dayanağı belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine,” sözlerinin yazılmasına, aynı zamanda hükmün 1 nolu bendinin 3.paragrafının 2.satırında yazılı bulunan “taşınmazın tespit gibi ... adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE” sözlerinin hüküm yerinden çıkarılmasına,
yerine “taşınmaza ait dosyadaki tutanak aslı ve dayanağı belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine,” sözlerinin yazılmasına, hükmün dava konusu 112 ada 76 ve 74 parsel sayılı taşınmazlara yönelik bölümlerinin düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine,
2-Davacı ...'in Dava konusu 112 ada 131 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece dava konusu 112 ada 131 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki olan ... adına husumet yöneltilmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonunca adına tescile karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür.
Somut olaya gelince ; dava konusu 112 ada 131 parsel sayılı taşınmaz öncelikle ... oğlu ... adına tesbit edilmiş iken kısmi bilgilendirme ilanı içinde yapılan itiraz sonunda kadastro komisyonunun 30.03.2009 tarihli komisyon tutanağı ile dava konusu 112 ada 131 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptaline karar verilerek taşınmaz davalı Mahmet oğlu ... adına tespit edilmiş ve böylelikle komisyon kararı ile davalı ... tespit maliki haline gelmiştir.
Hal böyle olunca ; ortada davacı tarafından dava konusu 112 ada 131 parsel sayılı taşınmazın komisyonca tespit edilen malikine karşı usulüne uygun olarak açılan bir dava olduğu ve davacının husumeti doğru hasma yönelttiği açıktır.
O halde, mahkemece işin esasına girilerek taraflardan delilleri sorulup toplanmalı, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/4113, K. 2012/2199, 27 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama