KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/600 E., 2011/7182 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2011
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 131 ada 11 parsel sayılı 46.524.98 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hali arazi niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen harita ve raporda (A) harfi ile işaretli 18.236.59 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı ..., (B) harfi ile işaretli 11.496.42 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı ... adına, geriye kalan (C) harfi ile işaretli 5636.61 m2 ve (D) harfi ile işaretli 11.155.01 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin tespit gibi davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 131 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tespit gününde uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen harita ve raporda (A) harfi ile gösterilen 18.236.59 m2 yüzölçümündeki bölümü üzerinde davacı ...,(B) harfi ile gösterilen 11.496.42 m2 yüzölçümündeki bölümü üzerinde davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazın doğu sınırındaki komşu taşınmazın diğer köyün kadastro çalışma alanında kaldığının anlaşıldığı halde ada parsel numarası belirlenerek tutanağı varsa dayanak kayıtları ile birlikte dosya arasına getirtilmemiştir.
Kadastro tespiti hali arazi niteliği ile yapılmıştır. Davacıların tutundukları 25 tahrir nolu vergi kaydının dava konusu taşınmaza ait olup olmadığı belirlenememiştir. Bir an için ait olduğu kabul edilse dahi zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemez. Hal böyle olunca uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur. Dava konusu taşınmazın tespit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği tartışmasızdır. Bir başka deyişle kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düşmüştür.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazın doğu sınırındaki komşu taşınmazın ada parsel numarası belirlenerek dava konusu taşınmaz ile birlikte ve dıştan çevreleyen taşınmazlarla gösterecek şekilde birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden, belirlenecek komşu parsellerin tutanak örnekleri ile varsa dayanağı tapu kayıtları Tapu Sicil Müdürlüğünden vergi kayıtları Özel İdare Müdürlüğünden istenilmeli, dava konusu taşınmaz yönünü nasıl okuduğu denetlenmelidir.
Daha sonra tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/600, K. 2011/7182, 23 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama