KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/6442 E., 2012/5957 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2012
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, kaçak elektrik kullanımı üzerine girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davalının kaçak elektrik kullandığının sabit olduğu gerekçesiyle herhangi bir hesaplama yaptırılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiş ise de; takip konusu alacağın miktarı konusunda bir inceleme yapılmadan oluşturulan hüküm davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
O halde mahkemece; davalının ödemekle sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi yönünden uzman bilirkişiden rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerekmiştir.
3-İcra İflas Kanununun 67.maddesine göre itirazın iptaline karar verilmesi halinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, alacaklının haklılığının tespit edilmiş olması yeterli olmayıp, alacağın likit ve muayyen; bir başka deyişle taraflarca önceden belirlenmiş veya basit bir işlemle hesaplanabilecek nitelikte olması, miktarının belirlenebilmesi için yargılamanın gerekmemesi zorunludur.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarında hükmedilecek miktarın belirlenmesi Borçlar Kanununun 42.maddesi hükmüne göre hakimin takdirinde olduğundan öğreti ve uygulamada bu tür alacakların likit veya muayyen olmadığı kabul edilmektedir. Bu nedenle, davacının icra inkar tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken. İnkar tazminatına hükmedilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
4-3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa göre haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarına işletilecek faiz anılan verginin matrahına dahil olmadığından haksız fiilden kaynaklanan alacakların geç ödenmesi nedeniyle işlemiş faize KDV eklenerek alacak hesabı yapılamaz.
Hal böyle olunca, mahkemece hüküm oluşturulurken bu olgular gözönüne alınarak, işlemiş gecikme faizine KDV eklenmeksizinin davacının tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarının belirlenip, belirlenecek bu bedele hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç; Yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine; (2), (3) ve (4) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle kararın davalı taraf yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 13.09.2012 gününde 1, 2 ve 3. bentlerde oybirliği, 4. bentte oyçokluğu ile karar verildi.
Ayrık Görüş
Dava, haksız eylemden kaynaklanan tazminatın tahsili yönünde girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizce karar diğer neden yanında tazminatın işlemiş faizine KDV uygulanmayacağı konusunda bozma gerekçesi oluşturulmuştur. 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 24/c maddesinde açıkça faizin de mal, hizmet ve değer olarak vergi matrahına dahil olduğu belirtilmiştir. O halde mahkemece kabul edilen faiz alacağına KDV uygulaması yönündeki gerekçe yasaya uygundur. Dairemiz çoğunluğunun aksi düşünce ile yerel mahkeme kararının KDV yönünden 4 numaralı bentteki bozma gerekçesine katılmıyorum.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/6442, K. 2012/5957, 13 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama