KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/6900 E., 2012/6607 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2012
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Alacak davalarında davalı olma sıfatı, alacağın borçlusuna, haksız fiillerde zarar sorumlularına aittir. Borçlu veya zarar sorumluları dışında üçüncü bir kişiye karşı dava açılması durumunda davanın sıfat yokluğu, bir başka deyişle husumet yönünden reddine karar verilmesi zorunludur.
Bina maliklerinin abonesiz su kulanım bedelinden sorumlu olacaklarına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, kural olarak bu bedelden ancak fiili kullanım yapan gerçek ve tüzel kişiler sorumludur.
Ayrıca, HUMK 275. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
Somut olaya gelince, davacı, davalının abone olmaksızın işyerinde kaçak su kullandığının tespit edildiğini öne sürmüş, davalı ise dava konusu kaçak su tutanaklarının düzenlendiği yerin mülk sahibi olduğunu, anılan adreste ticari faaliyette bulunmadığını savunmuştur.
Yargılama sırasında dava konusu tutanağın tutulduğu yerde kimin ve hangi tarihten itibaren faaliyette bulunduğu araştırılmamış, mahkemece zarar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilgisine başvurulan emekli şef olan bilirkişi tarafından düzenlenen rapor benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Rapor düzenleyen bilirkişinin davanın konusunu oluşturan kaçak su bedeli hesabı konusunda uzman olmadığı, bu nedenle bilirkişi olarak dinlenemeyeceği kuşkusuzdur.
Uzman bilirkişi tarafından düzenlenmeyen rapora dayanılarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, mahkemece tutanak düzenlenen adreste davalının faaliyette bulunup bulunmadığı, faaliyette bulunuyor ise faaliyetin hangi tarihten itibaren başladığı ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğü, Vergi Dairesi Müdürlüğü ve diğer kurumlardan sorularak saptanması, kaçak su kullanma fiilinin kim tarafından işlendiğinin duraksamasız belirlenmesi, öncelikle husumet sorunu çözümlendikten sonra davanın esasına yönelik hüküm oluşturulması,
mülk sahibinin kiracının kullandığı kaçak su bedelinden sorumlu olmadığı gözetilerek kiracılar tarafından kaçak su kullanıldığının belirlenmesi halinde davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi; kaçak su kullanma fiilinin davalı tarafından işlendiğinin tespiti halinde ise, dosya kaçak su bedeli hesabı konusunda uzman olan mühendis bir bilirkişiye verilerek rapor alınması, davalının sorumlu tutulabileceği kaçak su bedeli ile takip tarihi itibarıyla istenebilecek işlemiş faiz miktarının duraksamasız belirlenmesi,
daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/6900, K. 2012/6607, 2 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama