KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/1759 E., 2012/8077 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2012
Karar Metni
417 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 156 ada 81 parsel sayılı 14259,03 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bağışlamaya, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında ... bağışlamaya dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece davacı ...'in davasının kabulüne, dava konusu 156 ada 81 parsel sayılı taşınmazın tamamı dört pay kabul edilmek üzere eşit paylar ile davacı ... ve katılan ... ile dava dışı paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar usul hükümlerine uygun değildir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK.nun 73. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan ... hukuk kuralına göre, hakim tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hüküm veremez. Bu nedenledir ki, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu kanunun uygulanmasını göstermek üzere çıkarılan Tebligat Tüzüğü tamamen şekli ve emredici hükümler içermektedir.
Tebligatın usulüne uygun biçimde yapıldığı ve tarihi ancak tebliğ belgesi ile kanıtlanabilir. Geçerli bir tebligattan söz edilebilmesi için anılan kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntısına kadar uygulanması ve uygulandığının tebliğ tutanağında belgelendirilmesi zorunludur. Tebligatın kanun ve tüzükte belirtilen usule aykırı olarak yapılması halinde aynı Kanunun 32. maddesi hükmüne göre muhatabın öğrendiği tarihin tebliğ tarihi sayılması gerektiği de kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, mahkemece dava dilekçesi davalı ... cezaevinde tutuklu iken ilanen tebliğ edilmiş, davalının tutuklu veya hükümlü olup olmadığı, tahliye olup olmadığı, hükümlü ise davalıya vasi atanıp atanmadığı belirlenmeden ve vasi çağrılmadan taraf koşulu oluşturulmadan hüküm kurulmuştur. Bu şekilde yapılan tebligatın kanun ve tüzüğe uygun olduğundan, bir başka deyişle taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Öte yandan davalı yargılamanın hiçbir oturumuna katılmamıştır. Savunma ... kısıtlanarak hüküm verilemez.
O halde, mahkemece öncelikle davalının hükümlü olup olmadığı, tahliye olup olmadığı, hükümlü ise vasi atanıp atanmadığı belirlenmeli ve vasinin atanmış olması halinde vasiye dava dilekçesi ve duruşma oturum günü usulüne uygun olarak tebliğ edilmeli, davalının temyiz dilekçesi içeriğindeki savunmaları da dikkate alınarak davaya karşı diyecekleri, varsa delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/1759, K. 2012/8077, 19 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama