KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/10548 E., 2013/16938 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava Türü
- Alacak
Karar Metni
587 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, aralarında hukuki ve organik bağlantı bulunan davalı şirketlerde vida seçme işi yaptığını, iş akdinin 3 aylık ücretini ödenmemesi nedeniyle kendisi tarafından ihtarname çekerek haklı nedenle sonlandırıldığından bahisle, kıdem tazminatı, 2010 yılı Haziran ve Temmuz aylarına ait çalışma ücreti, fazla çalışmalara ve Pazar günleri yapılan çalışmalara ait ücret alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının 14.07.2008-09.01.2009, 26.05.2009- 13.07.2010 arası iki dönem halinde çalıştığını, ücret alacağının dava açıldıktan sonra ödendiğini, diğer alacaklarının olmadığını ve iş akdinin davacının devamsızlığı nedeniyle 23.07.2010 tarihli ihtarname ile haklı nedenle sonlandırıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının 14.07.2008-13.07.2010 arası çalıştığının ve 1 yıl 11 ay 29 gün kıdemi bulunduğu kabulü ile kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti alacağı talebinin kabulüne diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının çalışma süresi ihtilaflıdır. SGK kayıtları ve davalı tanık beyanlarına göre, davacının 09.01.2009-26.05.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışmadığı görülmektedir. Davacı bahsi geçen sürede çalıştığını ispat edememiştir. Böyle olunca sözkonusu dönemin dahil edildiği hesaplamalara itibarla tazminat ve alacak isteklerinin kabulü hatalı olmuştur.
3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda, davalı, davacının fazla mesai alacaklarının ödendiğini savunmuş, bu savunma doğrultusunda ücret bordroları ve banka kayıtları ibraz edilmiştir. Dosyaya sunulan ücret bordroları ve banka kayıtlarının karşılaştırılmasında, özellikle son dönemlerde gecikmeli olsa da, bordrolarda tahakkuku yapılan fazla mesai ücretleri dahil tüm bordro bedellerinin davacı hesabına bankaya yatırıldığı görülmektedir.
Zaten bilirkişi de yatan paraların avans olarak ödenen kısımlarının fazla mesaiye karşılık ödenip ödenmediği anlaşılamadığından hesaplamada dikkate almadığını beyan etmiştir. Ancak, dikkate edilmesi gereken husus, her ne ad (avans ya da maaş ödemesi) altında olursa olsun fazla mesai tahakkuku yapılan ücret bordrolarındaki miktarların tamamının davacıya ödenmiş olmasıdır.
Böyle olunca davacının fazla çalışma ücreti isteğinin reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
O halde davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/10548, K. 2013/16938, 21 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama