KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/10695 E., 2013/7249 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, iş sözleşmesinin geçersiz nedenle feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme yapılan feshin geçersiz nedene dayandığı belirtilerek davanın kabulüne karar vermiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir.
Buna göre,işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütünü sevk ve idare edenlerin 18'nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır.
Dolayısıyla bir banka şubesi ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu'nun 18'nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere ve özellikle davalı işveren şirketin organizasyon şemasına göre davacının davalıya ait işletmede teknik genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı işletmede işletmenin bütününü sevk ve idare eden genel müdür yardımcısı yani işveren vekili yardımcısı olduğuna göre feshin geçersizliği ile işe iade isteminde bulunamaz. Mahkemece iş güvencesinin ön koşullarından olan bu yön gözetilmeden yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru bulunmamıştır. Belirtilen nedenlerle 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 20/3 maddesi gereğince temyiz konusu hükmün bozularak ortadan kaldırılıp aşağıda belirtilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/10695, K. 2013/7249, 22 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama