KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/12717 E., 2013/19856 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2013
Karar Metni
577 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle dosya kapsamından pazarlama elemanı olan davacının davalı şirkete ait pazarladığı malların bedellerinin ödenmemesi halinde bedelini ödeyeceğine ilişkin bir yazılı belge bulunmadığının ve yaptığı pazarlama işi sırasında dava dışı şirkete malın vadeli satışı sırasında bir usulsüzlük yaptığının iddia ve ispat edilmediğinin anlaşılmakla davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın sonucu itibariyle doğru olduğunun anlaşılmasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde 30.03.2010 tarihinde pazarlama elamanı olarak işe başladığını, işe girerken işverenin talebi üzerine 100.000,00 TL bedelli senedi imzalayarak davalı şirkete verdiğini, senedin ön yüzünde teminat senedi olduğunun yazılı olduğunu, 31.08.2011 tarihinde davalı işyerinden ayrıldığını, aleyhine borcu olmadığı halde davalının senede dayanarak Üsküdar 2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/926 sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattığını, 14.500,00 TL talep ettiğini, senet dolayısıyla davalıya borçlu olmadıklarının tespitini karar verilerek davalının alacak miktarının % 40'ı oranında haksız icra tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı, senedin teminat olarak verildiği iddiasının gerçekleri yansıtmadığını, davacının hizmet ilişkisinin sona erdiği beyan ettiği 31.08.2011 tarihinden itibaren icra takibinin başlatıldığı tarihe kadar senedin geri verilmesini istemediğini, iş akdinin 31.08.2010 tarihinde son bulduğunu, silikon üretimi yapan davalı şirketin ürettiği silikonu pazarladığını, davacının komisyon karşılığında silikonların İzmir ilinde satışını yaptığını,
senedin ise komisyon karşılığı yapılan pazarlama faaliyetleri sebebi ile kendisine gönderilecek malların bedeli ve satmış olduğu mallara ilişkin bedellerin tahsil edilmemesi halinde bedelinin tahsil edilmesi amacıyla davacıdan alındığını, davacının BENN AKSESAUAR LDT ŞTİ nin davalı şirketten silikon almasına aracılık ettiğini ancak bu şirketin borcunu ödememesi üzerine davacıdan alınan senedin icraya konulduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 30.03.2010 tarihinden 31.08.2011 tarihine kadar davalı işyerinde pazarlama elemanı olarak çalıştığı, davacıdan işe girerken 100.000,00 TL bedelli üzerinde teminat senedi olduğu yazılı olan senet alındığı, davalının senedin teminat senedi olarak verilmediğini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiği, davalının senedin teminat senedi olmadığına dair dosyaya herhangi bir yazılı belge ibraz etmediği,
davalı vekilinin cevap dilekçesinde senedin teminat olarak alındığını ikrar ettiği gerekçesiyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilerek teminat senedi olduğunu bildiği halde senedi icra takibine koyan davalının kötü niyetli olduğu kabul edilerek alacak miktarı olan 14.500,00 TL nin %40 ı oranın kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İşçilik alacaklarıyla ilgili olarak yapılmış olan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında yargılama ve icra inkâr tazminatına karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davalı tarafça davacının satış yaptığı şirketin davalı şirkete borcunu ödememesi nedeniyle davacıdan alınan 100.000,00 TL bedelli teminat senedi üzerinden 14.500,00 TL lik kısmı için davacının sorumlu olduğu düşünülerek davacı hakkında icra takibi yapılmış olup taraflar arasında alacağın olup olmadığı konusu tartışmalı olduğu gibi davalı tarafça tahsil edilemeyen miktar kadar takip yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü isabetsiz olmuştur.
Ayrıca davanın kabulüne karar verildiği halde davacı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi de hatalıdır.
Ancak bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı HMK.nun 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/12717, K. 2013/19856, 21 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama