KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/24248 E., 2013/18871 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2013
Karar Metni
711 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından iş sözleşmesinin feshi için gösterilen ve ileri sürülen gerekçelerin geçerli ve haklı nedene dayanmamakta olduğunu, feshin usule, maddi olaya ve yasaya tamamen aykırı olup gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu, performans düşüklüğü, yetersizlik sebebi ile şimdiye kadar bir ihtar gönderilmediğini, davacının ambar şefi olarak son görevinin tesellüm ve ambarlar şefliğinde yöneticilik ve koordinasyon işleri olduğunu, bu işlerin de teknolojik ve otomasyon sistemine bağlı bir iş olmadığını yapılan feshin geçerli nedene dayanmadığını belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının çalıştığı birimin yeniden yapılandırıldığını, alınan işletmesel karar uyarınca norm kadro çalışmalarında Stok Kontrol Müdürlüğündeki norm kadro sayısının 68 den 48 e indirilmesi de dikkate alındığında 19 adet kadro fazlalığının oluştuğunu, davacının çalıştığı birimin yeniden yapılandırıldığı,
görev ve ilgi alanları düzenlenerek süreç yönetimi mantığı içerisinde organizasyonu değiştirildiğini, bu birimde çalışan personelin eğitimleri, performansları, yeterlilikleri ve tecrübeleri dikkate alınarak değerlendirmeye tabi tutulduğunu, davacının eğitim durumu, performansı, iş yapış tarzındaki yetersizlikleri, tecrübe eksikliği gibi hususlar dikkate alınarak şirketin başka ünitelerinde kendisine uygun pozisyon arandığını fakat norm kadro fazlası durumuna düşen işçi sayısının 19 olması ve davacıya uygun pozisyon bulunamaması
nedeniyle son çare olarak geçerli nedenle tüm hakları ödenmek suretiyle iş sözleşmesinin sonlandırılması zorunluluğu doğduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, "davalı işverenin, reorganizasyon ile açığa çıkan 50 kişilik norm kadro fazlalığının yeniden yapılandırma sürecine dahil edilmeyen başka birimlerde ya da bağlı başka kuruluşlarında değerlendirme hususunda objektif bir çalışmasının bulunmadığı, fesihten sonraki 2012 Eylül ve Ekim aylarında 16 yeni personelin işe alındığı,
aldığı işletmesel karar sonucu, davacının istihdam fazlası olduğunu, bu kararı tutarlı şekilde uyguladığını, feshin kaçınılmazlığını ve feshe son çare olarak başvurulduğunu ispatlayamadığı gibi işverenin işçinin yetersizliğine, davranışlarına veya işin, işyerinin ve işletmenin gereklerine dayalı bir geçerli nedeni ispatlayamadığı, davalı işverenin belirtilen nitelikleri taşıyan bir performans değerlendirme sistemi oluşturmadığı, dolayısı ile yaptığı değerlendirmenin objektif olmadığı, belirtilen nedenlerin soyut kaldığı, davacı işçiye savunmasını yapması için makul süre verilmediği ve savunma isteminin usulüne uygun olmadığı,
bu nedenlerle feshin geçerli nedene dayanmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, en son tesellüm ve ambar şefi olarak çalışan davacının, alınan işletmesel karar uyarınca aynı birimde istihdam fazlası olan 19 işçi arasında olduğu anlaşılmıştır.
Feshin yapıldığı Eylül ayında işletmeye 14, takip eden Ekim ayında ise 2 yeni işçi alındığı görülmüştür.
Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda bu husus belirtilmekle birlikte 2012 yılı Eylül-Kasım döneminde işyerine toplam 16 yeni işçi alımı olduğu, buna karşılık 49 işçi çıkışı bulunduğu da belirtilmesine rağmen işe alınan 16 yeni işçinin hangi birimlere hangi görev/unvanla alındıkları, işletmenin büyüklüğü karşısında işe alınan ve çıkan işçi sayısı gözetildiğinde bu hususun fesih üzerindeki etkileri üzerinde durulmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca yine davacının çalıştığı birimde alınan işletmesel karar uyarınca istihdam fazlası olduğu anlaşılan 19 işçi arasında iş akti feshedilmeyen ve halen davalı işyerinde çalışan olup olmadığı, bu işçilere yeni bir iş teklifinde bulunulup bulunulmadığı da tereddütsüz bir şekilde belirlenmemiştir.
Sunulan organizasyon şemalarından ve alınan işletmesel karardan anlaşıldığı üzere işyerinde 3 olan tesellüm memuru pozisyonunun 4 kişiye çıkarıldığı görülmekle; bu birime alınan 4. tesellüm elemanının şirket içi nakil suretiyle mi yoksa yeni işçi alımı ile mi alındığı üzerinde durulmamış, davacının bu unvan/görevde çalışmasının mümkün olup olmayacağı ayrıntılı şekilde irdelenmemiştir.
Son olarak davacının, Stok Kontrol Müdürlüğünde önce memur olarak başlayıp sırayla yükselerek en son ambar şefi olduğu düşünüldüğünde toplamda davalı işyerinde yaklaşık 10 yıl civarında hizmetinin bulunduğu, önceki görev yaptığı birimlerde ya da işverenin bir başka biriminde değerlendirilmesinin mümkün olup olmadığı, mümkün olması halinde hangi birimde ve hangi unvanda değerlendrilebileceği ve söz konusu birimdeki fesih öncesi ve sonrası işçi hareketlerinin nasıl olduğu üzerinde de durulmamıştır.
Hal böyle olunca; işletmesel karar uyarınca yapılan feshin geçerli olup olmadığı tereddütsüz bir şekilde belirlenmemiştir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar araştırılarak ve gerekirse yerinde yeniden bilirkişi incelemesi de yaptırılarak davacının istihdam fazlası olup olmadığı, işletmesel kararın tutarlı ve keyfilikten uzak şekilde uygulanıp uygulanmadığı ve özellikle de feshin son çare olup olmadığı hususları tereddütsüz bir şekilde belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/24248, K. 2013/18871, 11 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama