KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/3495 E., 2013/9595 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava Türü
- Alacak
Karar Metni
526 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, haklı neden olmaksızın işten çıkarıldığını, çalışmaya başladığı günden bu yana günde ortalama 12 saat çalıştığını, hatta çoğu zaman iş bitene kadar çalışmaya devam ettiğini, ancak fazla çalışma ücreti ödenmediğini ileri sürerek mahkemeden kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, yıllık izin, fazla mesai, yemek ücreti alacaklarının ödetilmesini talep etmiştir.
Davalı, iş sözleşmesinin işveren tarafından işyerindeki ticari faaliyetin sona erdirilecek olması nedeniyle haklı olarak feshedildiğini ve akabinde işyerinin kapatıldığını bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını belirtmiştir.
Mahkemece iş sözleşmesinin işyerinin kapanması nedeniyle davalı işveren tarafından feshedildiği, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ve diğer işçilik alacaklarında da bilirkişi raporuna itibar edilerek talebin tamamı kabul edilmiştir.
Taraflar arasında davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı uyuşmazlık konusudur.
Fazla mesai yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir.
Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda davacı ön muhasebe elemanı ve bilgisayar operatörü olarak çalışmaya başladığı günden bu yana ortalama 12 saat çalıştığını ancak karşılığının ödenmediğini, davalı ise fazla mesai yapıldığında karşılığının ödendiğini belirtmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tanık beyanlarına itibar edilerek davacının işyerinin dondurma sektöründe faaliyet gösteriyor olması nedeniyle Şubat–Eylül ayları arası 08.00-22.00 arası, Ekim-Ocak döneminde ise 08.00-20.00 arası çalıştığı kabul edilmiştir.
Davacı taraf iddiası doğrultusunda iki tanık dinletmiş ve ikisinin de davalı işverene karşı açmış oldukları davaları bulunduğundan, davalıya karşı husumetleri bulunup beyanlarına itibar edilmemesi gerekir. Sadece davalı işverene karşı açmış bulundukları davaları bulunan davacı tanık beyanlarına itibar edilerek fazla mesai alacağının hesaplanması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; fazla mesai alacağı konusunda ifadesine başvurulan davalı tanığı ...’in beyanı dikkate alınarak fazla mesai alacağının hesaplanmasıdır.
Bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/3495, K. 2013/9595, 23 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama