KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/5255 E., 2013/12680 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2013
Karar Metni
447 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK'nun 435.maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, iş akdinin sona erdiği ve artık işe gelmemesinin söylendiğini, belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-g,h,ı, fıkraları uyarınca haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı işçinin fazla mesai çalışması yapıp yapmadığı uyuşmazlık konusudur.
Fazla mesai yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir.
Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda davacı davalı işyerinde 2 yıl 3 ay 24 gün süreyle şoför olarak çalışmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosya kapsamında dinlenen davacı tanık anlatımlarından iddia edilen çalışma şeklinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek günlük 3, haftalık 18 saat fazla mesai alacağının olduğu belirtilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda bu kanaate nasıl varıldığı, hangi delillere neden itibar edildiği, itibar edilmeyen delillere neden itibar edilmediği açıkça belirtilmemiştir. Bu nedenle mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişli değildir.
Yapılacak iş; bahsedilen eksiklikleri giderecek şekilde yeniden bir bilirkişi raporu aldırmak ve çıkan sonuca göre karar vermektir. Bu husus yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/5255, K. 2013/12680, 4 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama