KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/6667 E., 2013/15518 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2013
Karar Metni
874 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının davalı işyerinde Basın İş Yasası kapsamında aralıksız ve sürekli çalıştığını, alacaklarının ödenmemesi nedeni ile Adana 4.İş Mahkemesi'nin 2007/256 Esas sayılı dosyasıyla dava açtığını, Adana 4.İş Mahkemesi tarafından taleple bağlı kalınarak karar verildiğini bildirerek bakiye alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini alacakların zamanaşımına uğradığını savunmuştur.
Mahkemece, Adana 4.İş Mahkemesi'nin 2007/256 Esas, 2009/317 Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde. Davacı ... tarafından 06.02.2007 tarihinde davalı ...Ş.aleyhine alacak davası açıldığı 14.05.2009 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, kararın temyiz edilerek Yargıtay 9.H.D.nin 28.10.2011 tarih ve 2009/26588 Esas 2011/41488 Karar sayılı ilamı ile onandığı;
bilirkişi tarafından düzenlenen 27/12/2012 tarihli ek raporda, davacının davalı işyerinde 20.11.2000-31.01.2007 tarihleri arasında çalışmış olduğu davacının çalışma süresinin 6 yıl 2 ay 11 gün bulunduğunu, çalışmalarına karşılık 4.013,26 TL kıdem tazminatı, 654,20 TL ihbar tazminatı, 1.371,05 TL yıllık izin ücreti, 3.464,17 TL fazla mesai, 93,07 TL ... tatili alacağı % 5 fazlası ücret alacağı olmak üzere toplam 369.939,88 TL alacağı bulunduğu, fazla mesai ücret alacağının % 5 fazlası ile ... tatil ücretinin % 5 fazlası ve ücret alacağının % 5 fazlası olmak üzere toplam 369.939,88 TL alacağı bulunduğu,
davanın açılış tarihi de dikkate alınarak yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre % 95 hakkaniyet indirimi yapılarak ücretlerin geç ödenmesinden kaynaklı alacağın 18.496,99 TL olduğu belirtilerek bakiye istekler hüküm altına alınmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kesinleşen ilk davada 5953 sayılı Yasa'nın 14. maddesi uyarınca fazla çalışma, genel tatil ve ücret alacağının zamanında ödenmemesi nedeni ile %5 fazlası olarak belirlenen miktardan %90 indirim yapılmasına ilişkin olarak verilen hükmün ek davada kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istkirar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri yararına doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan ... ifade etmektedir.
Bilindiği üzere; maddi anlamda kesin hüküm, yargısal (kazai) kararlara tanınan yasal gerçeklik (hakikat) vasfıdır. Bu vasıf yargısal (kazai) kararların gerçeğe (hakikata) uygun olarak verildiğinin kabul edilmesini zorunlu kılar. Kesin hüküm kuralı, haklı ve adil kararların korunması yanında, kişiler arasındaki çekişmelerin sonsuza dek davam etmesini önlemek, toplumun istikrar ve düzenini sağlamak, hukukun ve yargının güvenirliğini korumak amacıyla da kabul edilmiştir.
Bütün yasal yollar kapandıktan ve verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı davanın tekrar yargı önüne getirilmesi, toplumda sonu gelmeyen çekişmelere, huzursuzluklara, istikrarsızlıklara, kazanılmış hakların her zaman ortadan kaldırılabileceği endişesine neden olur. Çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet verir.
Bu itibarla, tarafları, mevzuu ve sebebi aynı olan Devletin iştiraki, hakimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan, tüm yasal yollardan geçmek suretiyle; diğer bir anlatımla şekli yönüyle de kesinleşen önceki hükmün korunmasında kamunun büyük yararı bulunmaktadır.
Hukukumuzda kamu düzeninden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 237. (6100 sayılı HMK 303) maddesinde düzenlenen kesin hüküm tarafların anlaşmaları ile ortadan kaldırılamadığı gibi, mahkemece kendiliğinden (resen) gözönünde tutulur. Düzenlediği hak ve çıkar ilişkileri yönünden yasal gerçeklik (hakikat) sayıldığından taraflarını bağlar.
Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemede; (Yargıtay'da) davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtay'da (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) da, dahası bozmadan sonrada ileri sürülebilir. Bu bakımdan usulü kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığı, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
Somut olayda, kesinleşen Adana 4. İş Mahkemesinin 2007/256 Esas, 2009/317 Karar no.lu 14.05.2009 tarihli kararına ilişkin ilk davada 5953 sayılı Yasa'nın 14. maddesi uyarınca fazla çalışma, genel tatil ve ücret alacağının zamanında ödenmemesi nedeni ile %5 fazlası olarak belirlenen alacak miktarından %90 indirim yapılmasına karar verilmiştir. Söz konusu karar ilk dava tarihi olan bu alacağın esasına ilişkin olarak verilmiş ve kesinleşmiştir. Mahkemece, bu alacak için daha sonra açılan ek davada usulü kazanılmış hak gözetilmeden %95 oranında indirim yapılmasına karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de; 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden davanın açıldığı veya ıslah yoluyla dava konusunun artırıldığı aşamada, mahkemece ne oranda ve miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenememektedir. 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirimler nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği gözetilmeden yüzde beş fazladan yapılan indirim nedeni ile davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
O halde davacı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/6667, K. 2013/15518, 26 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama