KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/9081 E., 2013/18052 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava Türü
- Alacak
Karar Metni
535 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 15.01.2002 tarihinde Belediyenin taşeronunda tıbbı sekreter olarak çalışmaya başladığını, 20.07.2011 tarihinde ise evlilik nedeni ile iş akdini feshettiğini belirterek kıdem tazminatı ile yıllık izin alacağı ve ücret alacağı talebinde bulunmuştur.
Davalı ..., davacının Belediyenin hizmet alımı yaptığı ... Ltd. Şti’nin çalışanı olduğunu, bu nedenle davanın husumet nedeni ile reddinin gerekeceği, davacının 15.01.2002-29.11.2004 tarihinde Karacan Ltd Şti. çalışmasının ise istifa ile sona erdiğini ve ibraname verdiğini belirterek davalı ... Ltd. Şti. ise davacının haksız fesih yaptığını, kendi şirketlerindeki çalışmasının 1 yılı doldurmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının davalı ... Başkanlığında tıbbı sekreter olarak yüklenici alt işveren elemanı olarak çalıştığı, alt işverenler değişse de davacının çalışmasına aralıksız devam ettiği, davalılar arasında geçerli bir alt işverenlik ilişkisinin olduğu, davalı .... Ltd. Şti’ nin son işveren olduğunu, davacıya ait evlilik cüzdanı fotokopisi ve tüm dosya kapsamından, davacının 04.07.2011 tarihinde evlendiği ve evlilik nedeni ile 1 yıllık yasal süre içerisinde iş akdini haklı nedenle feshettiği anlaşıldığından, 4857 sayılı İş Kanunun 120. maddesi ve 1475 sayılı İş Kanunun 14/2 maddesi hükümleri de dikkate alındığında, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı belirtilerek açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı Yasanın 59 uncu maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise, işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda davacı 15.11.2011 havele tarihli dilekçesinde çalışma süresinde 2002, 2003 ve 2004 yıllarında 14 gün üzerinden toplam 42 gün yıllık izninin kullandırılmadığını, bu dönemler dışındaki tüm dönemlerde yıllık izinlerini kullandığını belirterek yıllık izin talebinde bulunmuştur. Davalı davacının yıllık izinlerini kullandığına dair dosyaya herhangi bir yazılı delil sunmamıştır. Mahkeme ise davacının çalışma süresi boyunca 42 gün izin kullandığı ve geri kalan dönemde yıllık izin kullanmadığı belirtilerek davacının 106 gün yıllık izin alacağına hak kazandığını kabul etmiştir. Davacının 42 günlük yıllık izin talebi olmasına rağmen mahkemece talebin aşılması suretiyle 106 gün üzerinden yıllık izin alacağına hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/9081, K. 2013/18052, 31 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama