İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /7. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 7. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/2837 K.2023/4194

Taraflar arasındaki asıl davada imar ihya nedenine dayalı tescil, karşı davada TMK 718 inci maddesine dayalı tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Esas2023/2837Karar2023/4194Tarih27 Eylül 2023Okuma12 dk · 2.468 kelime

KÜNYE

7. Hukuk Dairesi 2023/2837 E., 2023/4194 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
27 Eylül 2023
Mahkemesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Sayısı
2020/327 E., 2020/992 K.
Karar
İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulü, karşı davanın reddi
İlk derece mahkemesi
Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2018/598 E., 2019/807 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.468 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

Taraflar arasındaki asıl davada imar ihya nedenine dayalı tescil, karşı davada TMK 718 inci maddesine dayalı tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı karşı davacı davalı ... vekili, Söke Belediye Başkanlığı vekili ve davalı DSİ vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı; dava konusu Aydın ili, .... ilçesi, .... Mahallesi, .... Mevkii 2525 parsel sayılı (169 ada 24 parsel) taşınmaz ile 310 numaralı parsel arasında kalan yerin davacının dedesi ....'a ait iken 16/07/1985 tarihinde vefatından sonra 60080,16 m²'si 22/11/1993 tarihinde davacının babasına intikal ettiğini, davacının babasının vefatından sonra da davacıya 30/06/2006 tarihinde intikal ettiğini, Büyük .... Nehrinin yatak değiştirmesi sonucu meydana gelen dava konusu taşınmazı o tarihten itibaren ataları tarafından imar ve ihya edilerek tarımsal üretimde kullanıldığı ve 25 yıldan fazla süredir fasılasız ve nizasız malik sıfatı ile zilyet olarak kullandığını ileri sürerek, bu yerlerin kendi adına tapuya tescilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... vekili cevap ve karşı davasında; dava konusu taşınmazın zamanaşımı ile mülkiyet ihtisabına elverişli olmadığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan taşınmazların olağanüstü zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olması halinde dahi davacının taşınmazı malik sıfatı ile kullanmadığını zira haksız işgal etmesi nedeni ile 12/05/2013-11/05/2018 tarihleri arası davacının davalı karşı davacı ...

Hazinesine 3.138,35 TL ecrimisil ödediğini, davacının haksız işgalci olduğunun bu şekilde de sabit olduğunu, davaya konu taşınmazın ...

Nehri yatağı olması nedeni ile DSİ'nin de davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmekle birlikte cevap dilekçesi ile karşı dava ikame etmiş olup karşı davada davaya konu taşınmazın dere yatağı olduğu, bu nedenle TMK'nın 708 inci maddesi uyarınca Hazine adına tescili gerektiğinden bahisle karşı davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2015/21438 Esas, 2017/7773 Karar sayılı kararına göre davaya Büyükşehir Belediye Başkanlığının da dahil edilmesi gerektiğini, davanın ..... Köyü'nün Tüzel Kişiliği'nin sona ermesi ve Büyükşehir Belediyesinin kurulması ile yine Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığına dava açılması gerektiğini, bu nedenle öncelikle davanın Söke Belediyesi yönünden de husumetten reddini talep etmiştir.

3. Dahili davalı Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili; söz konusu taşınmazın Söke Belediyesi hudutlarında kalması nedeni ile husumet yönünden itiraz ettiklerini ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 7/g-27/2 fıkrası ve Büyükşehir Belediye Meclisinin 28 No.lu meclis kararı gereğince büyükşehir belediyesinin yetki ve sorumluluk alanında kalmaması nedeni ile davanın reddini talep etmiştir.

4. Dahili davalı DSİ vekili; dava konusu taşınmazın Büyük .... Nehri'nin eski yatağı olduğunu, eski yatakların çiftçilere su kullanımı ve tarlalarda direnaj sağladığını, kurak dönemlerde .... Ovası için potansiyel su kaynağı olarak değerlendirildiğinden azmak vasfına dönüşmüş alanların doldurulmasının ve tescil edilmesinin teknik olarak ve kamu güvenliği açısından mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, bu nedenle olağanüstü zamanaşımı yolu ile kazanımının hukuken mümkün olmadığını davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

A.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. Asıl davanın kabulü ile Harita ve Kadastro bilirkişileri.... ve .....tarafından mahkememize sunulan 27/03/2019 havale tarihli rapor ve krokide; dava konusu tescil harici Aydın ili, .... ilçesi, .... Mahallesi 310 parsel ile Aydın ili, ... İlçesi, .... Mahallesi 2525 parsel arasında kalan Büyük .... Nehri'nin taşınmaz olarak kullanılan ve krokide (A) harfi turuncu renk ile gösterilen 2739,48 m²'lik alanın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline,

2. Karşı davanın reddine karar verilmiştir.

B.

Mahkeme; ''Davacı imar ihya olgusuna dayanmış olup dosyamızın arasında bulunan bilirkişi raporlarından dava konusu taşnımazın ilk tesis kadastrosunun tamamlandığı 1965 yıllarında Büyük Menderes Nehri'nin bulunduğu, 1964 yılına ait hava fotoğraflarından da bu hususun sabit olduğu, 1972 yılına ait hava fotoğraflarının dava konusu parselleri kapsamadığı, 1993 yılına ait hava fotoğraflarında Büyük Menderes Nehrinin yatak değiştirmiş olduğu ve 1993 yılında dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kullanılıyor olduğu, tanık beyanlarından dava konusu taşınmazın 1985'li yıllardan itibaren imar ve ihyaya başlandığı,

davacının dedesinin babasının ve kendisinin 1985 yılından itibaren imar ve ihya ettiği, söz konusu yeri tarım arazisi olarak kullandıkları, bilirkişi raporları ile de dava konusu taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğu anlaşılmakla, asıl davada dava konusu taşınmazın malik sıfatıyla fasılasız ve nizasız 26 yıl kullandığını ispat eden davacının davasına karşılık davalı karşı davacı ...'nin ispatlanamayan davasının reddine karar verilmiştir'' gerekçesi ile davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı Hazine, davalı ve dahili davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

1. Hazine vekili mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, hükmün bozulması gerektiğini belirtmiştir.

2. Dahili davalı Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili; Belediyelerine husumet düşmediğini, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, aleylerine vekalet ücreti ve yargılama gideri yükletilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.

3. Davalı ... vekili zilyetlik şartlarını oluşmadığını, yasal hasım olmaları nedeni ile yargılama gideri ve vekalet ücreti yükletilmesinin hatalı olduğunu belirterek, hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

4. Dahili davalı DSİ vekili; zilyetlik şartlarını oluşmadığını, teknik olarak ve kamu güvenliği açısından tescilin doğru olmadığını ve yargılama ücreti ve vekalet ücreti yükletilmemesi gerektiğinde hükmün kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. Davalı-karşı davacı ..., davalı Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı, davalı ... ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekillerinin istinaf istemlerinin 6100 Sayılı HMK'nın 355 ve 353/(1)-b/2 nci maddesi gereğince ayrı ayrı kabulü ile Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/10/2019 tarih ve 2018/598 Esas, 2019/807 sayılı Kararının kaldırılmasına,

2. Davanın kabulü ile Aydın ili, .... ilçesi, .... Mahallesi, 310 parsel ile Aydın ili, .... ilçesi, .... Mahallesi eski 2525 (yeni 169 ada 24) parsel arasında kalan ve teknik bilirkişilerce düzenlenen dosyada mevcut 27/03/2019 tarihli rapor ve krokide (A) harfi gösterilen 2.739,48 m²'lik taşınmazın tarla niteliği ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, teknik bilirkişilerce düzenlenen 27/03/2019 tarihli raporun kararın eki sayılmasına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

3. Bölge Adliye Mahkemesi İlk derece Mahkemesinin kararını, 1. Dava dilekçesinin sonuç kısmında ve mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın tespit edildiği duruşma tutanağında, dava konusu edilen yerin yapılacak keşif ile belirleneceği belirtildiğinden, davanın tam kabulüne karar verilmesi isabetli iken, tavzih kararı ile davanın kısmen kabul-kısmen reddine karar verilerek hükmün karıştırılması,

2. Kararın gerekçe kısmında yargılama giderlerinin davanın niteliği gereği davacı üzerinde bırakılmasına karar verildiğinin açıklanmasına rağmen hüküm kısmında, yasal hasım olan davalılar aleyhine (davalı ... harçtan muaf olmasına rağmen) yargılama harç ve giderlerinin yüklenmesi nedeniyle kararda birbirine aykırı ifadeler kullanılarak kararın karıştırılması,

3. Kabule göre de; tesciline karar verilen taşınmazın TMK'nın 713/7 nci maddesi gereğince kararda niteliğinin gösterilmemiş olması isabetsiz olduğu, gerekçeleri ile kararı kaldırarak yeni hüküm kurmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı Hazine vekili, Söke Belediye Başkanlığı vekili ve DSİ vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekilleri istinaf talep dilekçesinde belirttikleri nedenlerle temyize gelmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; TMK'nın 713/1 inci maddesi ve 3402 sayılı Yasa'nın 14 ve 17 nci maddeleri gereğince kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı olarak açılan tescil isteğine, karşı dava ise, TMK 708 inci maddesi gereğince tescil isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 3402 sayılı Kadastro Kanun'u 14 üncü maddesi “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 inci maddesi “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”

3. Bilindiği üzere terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar, ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17 nci maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14 üncü maddesi gereğince iktisap edilebilir.

4. TMK'nın taşınmaz mülkiyetinin kazanılması yolları arasında düzenlenen yeni arazi oluşması başlıklı 708 inci maddesinde "Birikme, dolma, toprak kayması veya kamuya ait suların yatağında ya da seviyesinde değişme gibi sebeplerle sahipsiz yerlerde yeniden oluşan yararlanmaya elverişli arazi Devlete ait olur. Devlet, bu araziyi kamusal bir sakınca bulunmadığı takdirde öncelikle arazisi kayba uğrayana veya bitişik arazi malikine devredebilir. Toprak parçalarının kendi arazisinden koptuğunu ispat eden malik, bunları, durumu öğrendiği tarihten başlayarak bir ve her hâlde oluşumun gerçekleştiği tarihten başlayarak on yıl içinde geri alabilir" düzenlemesi mevcuttur.

3. Değerlendirme Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ... Başkanlığına yükletilmesine,

Davalı DSİ ve Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davacı vekili dava dilekçesinin "Sonuç ve İstem" kısmında "(...) Aydın İli, .... İlçesi, ....

Mahallesi .... mevkiinde yer alan, Menderes nehrinin yatak değiştirmesi sonucu ortaya çıkan ve yukarıda sınırları belirtilen imar ve ihya edilerek tarım arazisi niteliğinde 310 parsel ve müvekkile ait 2525 parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün halinde kullanılan ve büyüklüğü keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu tesbit edilcek taşınmazın müvekkil adına tapuda kayıt ve tesciline.." şeklinde talebini açıklamıştır.

Dava dilekçesinin açıklama kısmında ise "(...) imar ve ihya edilerek önce müvekkilin babası sonra da müvekkil tarafından 25 yıldan fazla süredir fasılasız ve nizasın malik sıfatıyla zilyet olarak tarımsal üretimde kullanılmaktadır.." şeklinde talebin açıklaması yapılmıştır. Dava dilekçesi bütün olarak değerlendirildiğinde davacının "imar-ihya" olgusuna dayandığı açıktır.

Buna rağmen ilk derece mahkemesince 20/12/2018 tarihli oturumda taraflar arasındaki uyuşmazlık "(...) Davacının kullanımında olan tescil dışı yerin davacı tarafından imar ve ihya yoluyla tarıma elverişli hale getirilip getirilmediği, getirildiyse davacının söz konusu yerde 20 yıl boyunca aralıksız ve çekişmesiz olarak zilyetliği sürdürüp sürdürmediği, TMK'nun 713. maddesinde belirtilen tescil koşullarının oluşup oluşmadığı istemine yönelik olduğu" şeklinde belirlenmiştir.

Davacı vekili TMK'nun 713. maddesinden söz etmediği halde mahkemece uyuşmazlığa TMK'nun 713. maddesinin de eklenmesi usule aykırıdır. İlk Derece Mahkemesi kararında, davacının zilyetliğinin süresini tartışarak TMK'nun 713. maddesinde yazılı şartların somut olayda oluştuğu kabul edilerek, yasa maddesi belirtilmeksizin davacının talebinin kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı da davanın kabulü, karşı davanın ise reddi yönündedir.

TMK'nun 713/1. maddesi "Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir." şeklindedir. Dava konusu taşınmaz, Menderes nehrinin yatağını değiştirmesi sonucu oluşmuştur ve tapulama harici bırakılan tapusuz yerdir.

Bununla birlikte, TMK'nun 713/1. maddesinde yer alan "malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurma" koşulu somut uyuşmazlıkta oluşmamıştır. Zira dosyada örneği bulunan 28/05/2018 tarihli "Ecrimisil İhbarnamesi" nden, dava konusu taşınmaz için davacı tarafından 12/05/2013-11/05/2018 tarihleri arasındaki 5 yıl için Söke Malmüdürlüğü'ne 3.138,35 TL tutarında ecrimisil ödemesi yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği gibi ecrimisil; malik olmayan zilyedin zilyet olmayan malike ödemesi gereken ve miktarı en az kira gelirine karşılık gelmesi gereken haksız fiil tazminatıdır.

Bu sorun ilk derece mahkemesince "Davalı karşı davacı Hazine vekili yanıt dilekçesinde; davacının davaya konu taşınmazı haksız işgal ettiği 12/05/2013-11/05/2018 tarihleri arası davalı karşı davacı idareye 3.138,35TL ecrimisil ödediğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan dava konusu taşınmaz üzerinde haksız işgalci olarak tasarruf ettiği, bu nedenle davacının söz konusu yeri 20 yıl boyunca malik sıfatı ile kullanma koşulunun gerçekleşmediğini ileri sürmüştür.

Her ne kadar davalı karşı davacı Hazine vekili davacının dava konusu taşınmazı fuzuli işgal etmesi nedeni ile ecrimisil tazminatı ödemesinin olağanüstü zamanaşımı ile kazanımda aranan malik sıfatı ile kullanma koşulunun gerçekleşmediğini ileri sürmüşse de davacı vekilinin 28/09/2018 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinde davacının hiçbir kuruma borcu olmaması ve ecrimisil bedelini ödemediği takdirde devlet tarafından hakkında icra takibi başlatılıp mallarına haciz konulacağı düşüncesi ile herhangi bir icra takibine maruz kalmamak için ödeme yaptığını beyan etmesi karşısında kendisine tebliğ edilen ecrimisil ihbarnamesi üzerine ödeme yapan

davacının sırf bu sebeple dava konusu taşınmazı malik sıfatı ile kullanmadığının düşünülemeyeceği yargısına varılmıştır." şeklindeki gerekçe ile aşılmaya çalışılmıştır. Ancak bu gerekçe yasal ve hukuki olmaktan uzaktır. TMK'nun 2/2. maddesi gereğince "Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." Mahkemenin bu gerekçesi kabul edildiği takdirde davacı, kendi haksız fiilinden menfaat elde etmiş olacaktır.

TMK'nun 708/1. maddesi "Birikme, dolma, toprak kayması veya kamuya ait suların yatağında ya da seviyesinde değişme gibi sebeplerle sahipsiz yerlerde yeniden oluşan yararlanmaya elverişli arazi Devlete ait olur." şeklindedir. Yukarıda da belirtildiği gibi dava konusu taşınmaz Menderes nehrinin yatağını değiştirmesi sonucu oluşmuştur. Dolayısı ile mülkiyeti devlete ait olan yerlerdendir.

22/03/2019 tarihinde mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen ... yeminli olarak; davacı ...'u tanıdığını, 1991-1992 yıllarında kendisinin yanında çalıştığını, kendisine gösterilen yerde 1 dönüm kadar azmak olduğunu, o bir dönümlük yeri doldurarak taşınmazı düzelttiklerini, o tarihten beri de Ferudun ve babasının ekip biçtiğini anlatmıştır. Nehrin yatak değiştirmesi sonucu ortaya çıkan yerin 1 dönümlük alanında yer alan çukurun doldurulması imar-ihya olarak kabul edilemez.

Bu nedenle Somut uyuşmazlıkta, imar ihya ile kazanımın yasal koşulları da oluşmamıştır.

Kabule göre de; davacı vekili dava dilekçesinde. 310 parsel ile, müvekkiline ait 2525 sayılı parsel arasında kalan ve büyüklüğü yapılacak keşif sonrası düzenlenecek bilirkişi raporu ile belirlenecek yerin müvekkili adına tescilini talep etmiştir. 27/03/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre tescili talep edilen yerin tamamının yüzölçümü 3217,95 m2'dir.

Ancak mahkemece davanın kabulü ile 2739,48 m²'lik alanın davacı adına tesciline karar verilmiş; bilahare bila tarihli "tavzih şerhi" ile "asıl davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile" şeklinde hüküm kurmuştur. Yani davacının talebi kısmen kabul kısmen red edilmiş olmaktadır.

Ancak istinaf incelemesini yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 02/12/2020 tarih 2020/327 Esas, 2020/992 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak "Davanın Kabulüne-Karşı Davanın Reddine" şeklinde hüküm kurmuştur. Oysa asıl davada davacının tüm talebi kabul edilmediğinden, kısmen kabul şeklinde hüküm kurularak, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin red/kabul oranına göre paylaştırılması gerekirdi.

Bunun dışında; dosyadaki diğer davalılar Söke Belediyesi, Aydın Büyükşehir Belediyesi ve ... hakkında davanın taraf sıfatı yokluğundan (husumetten) reddine karar verilerek, bu davalılar hakkındaki ret sebebi farklı olduğundan, bu davalılar lehine ayrıca vekalet ücretine hükmolunmaması da usule aykırıdır.

Açıkladığım gerekçe ile asıl davanın reddine, karşı davanın ise kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu hususlar gözardı edilerek verilen hükmün onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/2837, K. 2023/4194, 27 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Karşı Oy

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2837
Karar No
2023/4194
Tarih
27 Eylül 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2837 K.2023/4866
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2023/2838 K.2023/7210
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/2839 K.2023/3945
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/2841 K.2023/2664
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/2841 K.2023/12818
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2023/2841 K.2023/21458

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.