KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/4604 E., 2024/5750 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1623 E., 2023/399 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/86 E., 2020/535 K.
Karar Metni
770 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul İli, ... İlçesi, ...Mahallesinde bulunan 14.800.32 metrekare yüzölçümlü tarla vasfındaki 2B arazisini 6292 sayılı Kanun kapsamında davalı Hazineden taksitle satın aldığını, satım sözleşmesinin yapılacağı dönemde parselin imar durumuna tesir eder şekilde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ...
Belediyesi ile davalı Maliye Hazinesi birimleri arasında yapıldığı belirlenen yazışmalarla, çevredeki nazım imar planına eklenen plan notu kapsamında, satışa konu 1007 parsel sayılı taşınmazı da kapsar şekilde, 2B parsellerinin hak sahibine "satılabilir net miktarını" doğrudan etkileyen önemli değişiklikler yapıldığının anlaşıldığını, taşınmazda en az %25 oranında kamuya bedelsiz terk edilmesi gereken alanların ihdas edildiğinin tespit edildiğini, parselin kamuya terki lazım gelen %25'lik kısmının "satış konusu yapılamayacağını" emreden 6292 sayılı Kanunun 6. maddesinin (12.) numaralı paragrafı,
Maliye Bakanlığının 352 sıra sayılı tebliği ile hatalı satış bedeli hesaplandığının anlaşıldığını, davacının itiraz ve müracaatlarına rağmen hatalı olarak hesaplayarak bugüne kadar taşınmaz satış bedelinin taksitlerinin büyükçe bir kısmının tahsil edildiğini, satış bedelinin 6292 sayılı Kanun ve 352 sayılı Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Tebliğinde yer verilen ilke ve kurallara göre tespiti sağlanarak satış bedelinin tenziline, fazla hesaplanan bedel yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş,
18.12.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile davacının davalıya 6.475.140,00 TL borçlu olmadığının tespiti ile davalıya fazla ödenen 2.363.050,40 TL'nin istirdatına karar verilmesi istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, ilgili belediyelerin davaya dâhil edilmesi gerektiğini, Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, davada hukuki yarar bulunmadığını, davacının talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın Nisan 2014 tarihli "6292 sayılı Kanun Uyarınca Yapılan Taksitli Satış Sözleşmesi"nde; satış bedelinin 25.700.560,00 TL; satılan yüzölçümün 14.800,32 şeklinde yazılı olduğu, satış tarihinde davaya konu taşınmazın tapu kaydında tarla nitelikli olduğu, taşınmazın satışının yapıldığı tarihte "15.02.2013 t.t.li 1/5000 ölçekli ...Yerleşmesinin Bir Kısmına Ait Nazım İmar Planı" içerisinde kaldığı, 1/1000 Uygulama İmar planının 28.01.2015 tarihinde tasdik edildiği, satış tarihinde henüz mevcut olmadığı,
3194 sayılı İmar Kanununda yer alan "imar alanları içindeki yerler için belediye tarafından veya belediye mücavir alanları dışındakiler için valilikler tarafından uygulanan, hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın imar planına uygun parsellere ayırmaya (ifraz) veya birleştirmeye (tevhid) yönelik işlem yapma yetkisi" olarak tanımlanan 18. madde uygulamasının satış tarihinde henüz yapılmadığı,
yürürlükte olan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile DOP (Düzenleme Ortaklık Payı) ve KOP (Kamu Ortaklık Payı) kesintilerinin yapılmasının, satışın yapıldığı tarihte mümkün olamayacağı, taşınmazın tarla vasfı ile bir bütün olarak değerlendirilmesinin uygun olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar etmiş, 2.352 sıra sayılı Tebliğin uygulanması gerektiğini, 3.Davacının, satılamayacak nitelikte bulunan kamu donatı alanı bedeli de taşınmaz satış bedeline eklenerek borçlandırılmış olduğunu, 4.Mevzuatın somut olaya yanlış uygulandığını, 5.İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuki nitelendirme ve gerekçe bakımından usul ve yasaya aykırı olduğunu, 6.Satış sırasında % 25 oranında kamusal alan kesintisinin yapılacağının öngörülebilir durumda olduğunu, 7.Davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371/1 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4604, K. 2024/5750, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama