KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/5414 E., 2024/5448 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2797 E., 2023/2828 K.
- Davacılar
- ... vd. vekili Avukat ... vd.
- Dava tarihi
- 11.05.2020
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Niksar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/231 E., 2023/454 K.
Karar Metni
1.116 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki müdahalenin men'i, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 1. Tokat ili, Niksar ilçesi, Çiçekli Köyünde kain 526 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına kayıtlı olduğunu,
2. Dava konusu taşınmazda davacılar tarafından yaklaşık 40 sene evvel kuyu açılıp sulama havuzu ve çeşme yapıldığı ve komşu taşınmazlardaki ağaçların sulandığını,
3. 2019 yılında taşınmazın davalı tarafından satın alınmasından sonra yapıların yıkıldığı ve su kullanımının engellendiğini,
4. Davalının eylemleri nedeniyle davacıların meyve ağaçlarında zarar meydana geldiğini,
5. Dava konusu suyun genel su olup davalının müdahalesinin haksız olduğunu ileri sürerek suya müdahalenin men'i, taşınmazdaki suyun davacıların kullanımına açılması ve 30.000,00 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde, 1. Davaya konu taşınmazdaki mülkiyet hakkına istinaden dilediği gibi tasarruf yetkisini kullandığını,
2. Köy yerinde bulunan büyükbaş küçükbaş hayvanlarının ihtiyaçlarında kullanmak üzere bu suya ihtiyacı olduğunu,
3. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı maddi ve manevi tazminat istemleri hukuki haktan yoksun olup reddinin gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu suyun genel su olduğu, su kaynağının olduğu taşınmazın daha önce Hazine adına kayıtlı olduğu, davacıların söz konusu su ile o dönemde sulama yaptığı, davalı tarafından taşınmazın 25/09/2019 tarihinde Hazineden satın aldıktan sonra suyun borular ile köyde bulunan evine götürülmesi suretiyle davacıların kullanımının engellendiği, davacıların susuz kalan meyve ağaçları nedeniyle zarara uğradığı gerekçesi ile;
1.Suya el atmanın önlenmesi talebi yönünden;
Dava konusu su kaynağının her ayın biri ile yirmisi arasında (birinci ve yirminci günü dahil olmak üzere) davacılar tarafından; her ayın yirmi biri ile ayın son günü arasında (yirmi birinci ve sonuncu günü dahil olmak üzere) davalı tarafından kullanılacak şekilde sürecin tesisi ile su tahsisine,
2.Davacıların maddi tazminat talebinin, kendilerine ait taşınmazlarda oluşan toplam 5.664,80 TL zararın, su kullanım tashihine göre 2/3'ü olan 3.776,59 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3.Davacıların manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, dava konusu taşınmazda mülkiyet hakkına dayalı olarak tasarrufta bulunduğunu, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, suya müdahalenin önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi, gerekse 756/2 nci maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.
Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/Eren/Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tabidir.
Bir başka ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman v.b.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik ... ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur.
Arazinin mülkiyetine tabi olan kaynak suyu bir başka ifadeyle özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak ... da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa elatma varsa elatmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 756/2 nci maddesi gereğince "Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak bir irtifak ... olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur" hükmü doğrultusunda kaynak ... ancak tapuda düzenlenecek resmi senetle tapu malikinin rızası ile kurulabilir.
Yine benzer şekilde Türk Medeni Kanunu'nun 837 nci maddesi de "Başkasının arazisinde bulunan kaynak üzerinde irtifak ..., bu arazinin malikini suyun alınmasına ve akıtılmasına katlanmakla yükümlü kılar. Bu hak, aksi kararlaştırılmadıkça başkasına devredilebilir ve mirasçıya geçer. Kaynak ..., bağımsız nitelikte ve en az 30 yıl için kurulmuş ise tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir" şeklinde düzenlenmiştir.
Madde hükmünde belirtildiği üzere, kaynak irtifakı doğrudan kişiye bağlı olarak kurulabileceği gibi başkalarına devri de kararlaştırılabilir. Bağımsız ve daimi hak olarak tesis edildiğinde tapu kütüğüne ayrı bir sayfaya kaydı da mümkündür. Kaynak hakkının kazanılmasına ilişkin kanunda açık bir hüküm olmamakla birlikte eşyaya bağlı diğer irtifakların kazanılması hükümleri uyarınca Türk Medeni Kanunu'nun 780 inci maddesinden kıyasen yararlanarak taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasına ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmektedir (m.704/2). Bu durumda kaynak hakkının, resmi şekilde düzenlenecek sözleşme ile tapu siciline tescil ile kazanılması mümkündür.
Gerçekten Türk Medeni Kanunu'nun 756/2 ve 837 nci maddesinde belirtilen kaynak irtifakına konu olabilecek su özel su olup genel su niteliğindeki yeraltı suyu bu düzenlemelerin dışındadır. Nitekim genel sular taşınmaz mülkiyetinin kapsamı içinde kabul edilemez.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu suyun genel su olduğunun ve genel sulardan kadim ve öncelik ... nazara alınmak koşuluyla herkesin ihtiyacına göre yararlanabileceğinin anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5414, K. 2024/5448, 4 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama