KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/5770 E., 2024/5211 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2034 E., 2023/1557 K.
- Davalılar
- ... vd. vekili Avukat ...
- Dava tarihi
- 26.02.2020
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Mudurnu Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/24 E., 2022/71 K.
Karar Metni
1.178 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 123 ada 23 parsel sayılı taşınmazda tarafların paydaş olduğunu, dava konusu taşınmaz için Mudurnu Sulh Hukuk Mahkemesinde 2018/228 E sayılı ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, dava konusu taşınmaz üzerindeki 4 katlı binanın müvekkilinin babası ...... tarafından inşa edildiğini, ...... tarafından 25.05.2006 tarihli adi yazılı sözleşme ile anılan binanın fiili kullanım biçimine ilişkin olarak paylaşım sözleşmesi düzenlendiğini, bu paylaşım sözleşmesine göre binadaki 2 ve 6 numaralı daireler ile zemindeki dükkanlardan biri olan dipteki dükkanın müvekkiline isabet ettiğini belirterek 2 ve 6 numaralı daire ile dipteki dükkan yönünden muhdesatın aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar müşterek olarak sunmuş oldukları cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği daireler ve dükkanın arzdan ayrı mülkiyete konu edilebilir nitelikte olmadığını, davacının babası ......'ın bina inşa ettikten sonra 15.06.2001 tarihinde taşınmazı dava dışı ... Olmuştur'a sattığını, davalıların tamamının arz üzerinde bina mevcutken taşınmazdan pay satın aldığını, sözleşme tarihinde taşınmazın maliki olan...'ın sözleşmede imzasının bulunmadığını, anılan sözleşmenin yapıldığı tarihte taşınmaza paydaş dahi olmayan kişiler tarafından imzalandığını belirterek açılan davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "tapu kaydında taşınmazın bahçeli kargir ev ahşap ahır niteliğinde olduğu, kat mülkiyetinin kurulmadığı, taşınmazın paylı mülkiyet esasına göre davacı ve davalılar adına kayıtlı olduğu, davacının dayanmış olduğu 25/05/2006 tarihli sözleşmenin tapu kaydına güvenerek taşınmazı satın alan iyi niyetli 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceği, keşifte dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere yapının 20 yıl kadar önce davacının babası tarafından inşa edildiği, davacının davaya konu muhdesatların davacı tarafça meydana getirildiğini ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde.
Yerel Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece muhdesatın davacının babası tarafından yapıldığı hususu kabul edilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesinin çelişkili ve hatalı olduğunu, davalıların duruşmada kabul yönünde beyanda bulunmalarına rağmen bu beyanların dikkate alınmadığını, toplanan deliller itibari ile davanın ispatlandığını, söz konusu inşaatın müvekkilinin babası tarafından müvekkilinin yararına olacak şekilde inşa edildiğini, bu hususta müvekkili tarafından babasına verilen ...
4. Noterliğinin 26.05.2006 tarihli 4625 yevmiye numaralı vekaletnamesinin bulunduğunu, ......'ın beyan dilekçesinin bulunduğunu, söz konusu belgelerin istinaf dilekçesine ekli olarak sunulduğunu, 25.05.2006 tarihli taksim sözleşmesinin de iddialarını ispatladığını, davalılardan sadece... Turizm Taşıma Oto Gıda ve Tekel Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti.’nin vekil ile temsil edildiği halde tüm davalıların vekil ile temsil olunmuş gibi vekalet ücreti yönünden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davaya konu parseldeki binanın davacının babası ......'ın malik olduğu dönemde 1997 yılında yaptırıldığı, her ne kadar binada daire ve dükkan nitelikli bağımsız bölümler bulunsa da kat irtifak ve kat mülkiyet tapusunun bulunmadığı, adi yazılı paylaşım sözleşmesinin yapıldığı 25.05.2006 tarihinde taşınmazın tam pay ile... adına kayıtlı olduğu, kayıt malikleri arasında davacı veya babası ...'in bulunmadığı, davacının babası ...'in taşınmazdaki mülkiyetinin 15.06.2001 tarihinde satış sureti ile sona erdiği, davacı da dahil tüm davalı paydaşların dava konusu parseldeki mülkiyet hakkının binanın inşasından çok sonra edindiği" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).
22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez.
Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir.
Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.).
3. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
Somut olayda. Mahkemece dava konusu muhdesatın davacı tarafından yapıldığına dair davanın ispatlanamaması nedeniyle tespit hükmü kurulmaması doğru ise de 03.12.2020 tarihli celsede; davalı ... Temsilcileri; "... davacının aidiyetini tespit ettiği 1. katta bulunan 2 numaralı dairenin davacıya ait olduğunu kabul ediyoruz, 6 numaralı daire ile dükkana ilişkin davanın reddini talep ederiz", davalı ... "...2 numaralı daire davacıya aittir.
Diğer 6 numaralı daire ve dükkanda davacının hiçbir hakkı yoktur..." beyanlarıyla 2 numaralı dairenin davacının olduğunu kabul ettikleri; davalı ... "...davacının iddia ettiği 2 ve 6 numaralı daire ve dükkan ile ilgili benim hiçbir iddiam ve talebim yoktur... ", davalı ... "... davacının iddia ettiği 2 ve 6 numaralı daire ve dükkan ile ilgili benim hiçbir iddiam ve talebim yoktur...",
beyanlarıyla 2 ve 6 numaralı daireler için iddia ve taleplerinin bulunmadığını belirttikleri anlaşıldığından söz konusu davalılar yönünden kabul beyanları doğrultusunda bir hüküm tesis edilmesi gerekirken tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5770, K. 2024/5211, 25 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama