KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/6 E., 2023/1520 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.220 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muhdesatın tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; ... Köyü, 118 ada 29, 30 ve 40 parsel sayılı taşınmazların bitişiğinde bulunan ve... sulama kanalı projesi kapsamında kalan tapulama harici alanda vekil edeni tarafından dikilmiş olan ağaçların ... tarafından söküldüğünü, tapulama harici alanda bulunan bu ağaçların vekil edeni tarafından yetiştirildiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13/12/2012 tarihli ve 2011/687 Esas, 2012/1256 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, 16.03.2012 tarihli fen bilirkişileri Mustafa Eroğlu ve Abdullah Sungur tarafından oluşturulan raporda A, B ve C harfleri ile gösterilen alanlarda bulunan ağaçların davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.01.2015 tarihli ve 2014/22734 Esas, 2015/176 Karar sayılı ilamıyla “...davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde değildir...
Mahkemece, sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde hiikiim kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, hüküm yerinin birinci fıkrasından “.... ağaçların davacıya ait olduğunun tespitine... ” sözlerinin çıkarılmasına, yerine “...ağaçların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile onanmasına,
davalı ... vekilinin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, ...Mahkemece davalı olarak gösterilen ... Genel Müdürlüğüne karşı açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir ” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2016 tarihli ve 2015/1305 Esas, 2016/195 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, 16.03.2012 tarihli fen bilirkişileri Mustafa Eroğlu ve Abdullah Sungur tarafından oluşturulan raporda A, B ve C harfleri ile gösterilen alanlarda bulunan ağaçların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine ve ...’ye karşı açılan davanın ise husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/1919 Esas, 2021/5306 Karar sayılı ilamıyla; "...Mahkemece verilen ilk kararın, davalılar ... ve Hazine vekillerinin temyizi neticesinde davalı ... lehine düzeltildiği bu durumda mahkemece verilen ilk kararın davalı Hazine aleyhine kesinleştiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, sadece davalı ... yönünden davaya devam edilip hüküm kurulması gerekirken, davalı Hazine aleyhine yeniden hüküm kurulması doğru olmamıştır " gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, “..Mahkememizin 20/05/2015 tarihli ve 2013/1371 Esas, 2015/644 Karar sayılı ilamında 1. ve 9. karar olan bentlerinde yer alan hükümler Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/15542 Esas, 2018/1069 Karar sayılı bozma kararı dışında kalmakla kesinleştiğinden bu hususta karar ittihazına yer olmadığına”, davanın kısmen kabulüne, 16.03.2012 tarihli fen bilirkişileri Mustafa Eroğlu ve Abdullah Sungur tarafından oluşturulan raporda A, B ve C harfleri ile gösterilen alanlarda bulunan ağaçların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine ve ...’ye karşı açılan davanın ise husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili
1. Hükmün 1 inci fıkrasındaki birtakım bilgilerin hatalı olduğunu,
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2020/1919 Esas, 2021/5306 Karar sayılı ilamı ile kararın Hazine için kesinleştiği ve aleyhine yeninden hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile bozma kararı verilmesine rağmen Hazine yönünden yeniden hüküm tesis edildiğini sürülmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapulama harici bırakılan taşınmaz üzerindeki ağaç niteliğindeki muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun) ve mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (1086 sayılı Kanun) usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
2. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararı).
Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımlann doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararı).
3. 6100 sayılı HMK'nın 297 nci maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, HMK'nın 294 üncü maddesi uyarınca hüküm, yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar olduğundan, hüküm fıkrasında mahkemenin neye karar verdiği açıkça yazılmalı ve hükmün infazı mümkün olmalıdır.
3. Değerlendirme 1. Öncelikle belirtmek gerekir ki; bozmaya uyan mahkeme, bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.01.2015 tarihli ve 2014/22734 Esas, 2015/176 Karar sayılı (birinci) ilamı ile davalı Hazine yönünden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiş olup ilk bozma ilamına uyularak verilen ikinci kararda davalı Hazine hakkında tekrar hüküm tesis edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/1919 Esas, 2021/5306 Karar sayılı (ikinci) ilamı ile “... davalı Hazine aleyhine yeniden hüküm kurulması doğru olmamıştır...” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
3. Somut olaya gelince; mahkemece, bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.
4. Şöyle ki; Yukarıda izah edilen ikinci bozma ilamında açıkça sadece davalı ... yönünden davaya devam edilip hüküm kurulması gerekirken, davalı Hazine aleyhine yeniden hüküm kurulması doğru olmamıştır denilmesine rağmen mahkemece, hakkında verilen hüküm kesinleşen Hazine yönünden tekrar karar verildiği gibi başka bir dava dosyasına ait ve mevcut uyuşmazlığa dair bilgileri içermeyen “1-” No.lu fıkra üzerinden "..Mahkememizin 20/05/2015 tarihli ve 2013/1371 Esas, 2015/644 Karar sayılı ilamında 1. ve 9. karar olan bentlerinde yer alan hükümler Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/15542 Esas, 20/8/1069 Karar sayılı bozma kararı dışında kalmakla kesinleştiğinden bu hususla karar ittihazına yer olmadığına" şeklinde sonuca gidilmiştir
5. O halde, mahkemece yapılması gereken iş, önceki (açık) bozma ilamı doğrultusunda davalı Hazine hakkında yeniden hüküm kurulmaması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/6, K. 2023/1520, 14 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama