KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/1391 E., 2025/344 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2346 E., 2023/2953 K.
- İlk derece mahkemesi
- Lüleburgaz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/344 E., 2021/62 K.
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'ün 23.03.2017 tarihinde vefat ettiğini, murisin kayden maliki olduğu 93 ada 11 parseldeki 2 numaralı bağımsız bölümü 10.09.1996 tarihinde davalıya hibe ettiğini öğrendiklerini belirterek her bir davacı için 3.500,00 TL olmak üzere toplam 9.500,00 TL tenkis bedelinin, murisin ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile 4721 sayılı Kanun'un 669. maddesi hükmü çerçevesinde denkleştirmeye karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; her üç davalının da ikâmetgâhlarının yurtdışında olması nedeniyle teminat gösterilmesi gerektiğini, bağış işleminin 1996 yılında yapıldığını ve mal kaçırma gayesi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tarafların ortak murisi ... adına kayıtlı iken muris tarafından 10.09.1996 tarihli ve 4011 yevmiye numaralı akit ile 2 numaralı meskenin kat irtifakına ayrılan 2/4 arsa payının kayıtsız şartsız ve bedelsiz olarak davalı ...'a hibe edildiği, Türk Medeni Kanun'un 669. maddesi hükmü gereğince karşılıksız kazandırmanın iadeye tâbi olduğunu ispat yükünün davacılara ait bulunduğu, davacılarca bağışın iadeye tâbi olduğunun ispatlanamadığı,
tenkis bakımından düşünüldüğünde ise miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarının zedelenmesinin aranması gerektiği, alınan raporda da belirtildiği üzere hesaplanan tereke toplamı ve davacıların saklı payları ile murisin serbest tasarruf tutarına bakıldığında, saklı paylara tecavüz de belirlenmediği gerekçesiyle mirasta denkleştirme ve tenkise ilişkin davaların reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından dava konusu taşınmazın denkleştirmeye tâbi olduğunun dosya kapsamı itibari ile ispat edilemediği ve terditli tenkis talebi yönünden ise saklı paya yapılan bir tecavüzün bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde: 1. Murisin sağlığında Almanya'da yaşadığını, ölmeden önceki son zamanlarında ise Almanya'da bir huzurevinde kaldığını, sağlığında Lüleburgaz Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/41 Esas sayılı dosyası ile kısıtlandığını ve vasi olarak davacı ...'ın atandığını, her türlü bakım ve giderlerinin karşılanmasıyla müvekkil ...'ın ilgilendiğini, murisin sağlığında satılan taşınmazın kendi ihtiyaçları için harcandığı gözönüne alınırsa davacıların saklı paylarının zedelendiğini, 2. Tanık beyanlarıyla murisin son arzusunun hibe edilen taşınmazın terekeye iadesi olduğunun ispatlandığını, 3. Tenkis talebi yönünden hesaplamanın hatalı yapıldığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mirasta denkleştirme ve ikinci kademe tenkis istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1391, K. 2025/344, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama