KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/1441 E., 2024/6047 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3623 E., 2023/2031 K.
- İlk derece mahkemesi
- Gazipaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/196 E., 2021/400 K.
Karar Metni
623 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
95... parsel sayılı taşınmazda müvekkilinin babası ... oğlu ...'in hissedar olduğunu, tapu kaydının beyanlar hanesinde "üzerinde iki katlı kargir ev ve cam sera ... ... oğlu ... 'e aittir" şeklinde bila tarih ve yevmiye numaralı şerh olduğunu, ancak bu beyanların gerçeği ve fiili durumu yansıtmadığını, taşınmazın üzerinde ... oğlu ... yani müvekkilinin babası tarafından inşa edilmiş ev bulunmadığını, davacının taşınmaz üzerinde kerpiç ev yaptırdığını, devam eden süreçte bunu genişlettiğini, tapulama işlemleri sırasında da söz konusu yerde davacının oturmasına rağmen işlemlerin babası tarafından yürütüldüğünü,
ancak dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan evlerin davacı tarafından inşa edildiğini, ağaçların müvekkili tarafından dikildiğini ve evin önünde bulunun cam seranın da davacı tarafından inşa edildiğini, dava konusu muhtesatların aidiyetinin tespiti için açılan davanın devam ettiğini belirterek tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan "üzerinde iki katlı kargir ev ve cam sera ... ... oğlu ...'e aittir" şeklindeki bila tarih ve yevmiye numaralı kaydın silinmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılardan ........, ..., ..., ... asaleten, ... ve ... ise vekilleri aracılığıyla sundukları cevap dilekçelerinde; beyanların kadastro geçerken oluştuğunu, kadastronun yaklaşık 40 sene önce geçtiğini, bu nedenle davacının davasının zamanaşımına uğradığını, beyanlar hanesindeki tespitlerin doğru olduğunu, ev ve seranın ... oğlu ...' e yani babalarına ait olduğunu, kendilerinin de hakkı bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlık konusu taşınmazların kadastro tespitinin 27.12.1983 tarihinde kesinleştiğini, 1983 tarihi ile dava tarihi olan 2020 tarihi arasında Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde:
1. Davacının babası olan ...’in 08.10.1994 tarihinde öldüğünü, dava konusu 95... parsel sayılı taşınmazda babasının da hissedar olduğunu, tapu kaydının beyanlar hanesinde belirtilen nuhtesatları babasının oluşturmadığını,
2.Davacının kardeşlerinin en büyüğü olması dolayısıyla babası ile çalışıp bir fiil yanında olduğunu, taşınmazın tapu kaydında yer alan beyanların gerçeği ve fiili durumu yansıtmadığını, bu kayıtların silinmesi gerektiğini,
3.Tapu kaydının düzeltilmesine ilişkin davalar ayni haklara ilişkin olduğundan ve zamanaşımına tâbi olmadığından her zaman için açılabileceğini,
4.Davacının yaptığı ikinci ev üzerinde kadastronun geçtiği ve tutanağın kesinleştiği 1983 tarihinden sonra çok sayıda değişiklik meydana geldiğini, ilk etapta ahır mahiyetinde yapılan ev üzerine ikinci katın çıkıldığını, sonrasında ise bu kata fazladan odalar eklendiğini, buna ek olarak bahçe içindeki kuyunun kapandığını, bu değişikliklerin mahalde keşif yapılmadığından belirlenemediğini, değişiklikler nedeniyle tutanaktaki tespitin işlevsiz hale geldiğini, her zaman dava açılabileceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muhtesat şerhinin terkini istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1441, K. 2024/6047, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama