KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/1885 E., 2025/325 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/4085 E., 2023/2440 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kemalpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/517 E., 2022/183 K.
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; 637 ada 10 parsel sayılı taşınmazın hissedarlarından olan ..., ... ve ...'nın kimlikleri tespit edilemediğinden Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.03.2007 tarihli ve 2006/851 Esas, 2007/119 Karar sayılı ilamı ile İzmir Defterdarının kayyım olarak atandığını, ortaklığın giderilmesi davası sonucu satış bedelinin 10 yıldan fazla süredir idaresinin kayyım tarafından sağlandığını ileri sürerek, TMK'nın 588 inci maddesi gereğince ..., ... ve ...'nın gaipliğine ve satış bedelinin Hazine adına irat kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.03.2022 tarihli ve 2020/517 Esas, 2022/183 Karar sayılı kararı ile "...gaip kişiye ait mal varlığının Hazine'ye intikali için o kişi hakkında gaiplik kararı alınmış ve yasal mirasçısının bulunmamış olması şartının arandığı, dosya kapsamında ölü olduğu anlaşılan kişiler hakkında gaiplik kararı verilemeyeceği.." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.12.2023 tarihli ve 2022/4085 Esas, 2023/2440 Karar sayılı kararı ile "...4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 477/1. maddesinde temsil kayyımlığının, kayyımın yapmakla görevlendirildiği işin bitmesiyle sona ereceğinin düzenlendiği, bu durumda, dava konusu taşınmaza yönetim kayyımı atanmadığı gibi, yasada belirtilen on yıllık resmi yönetimden ve gaiplik koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, İzmir Defterdarının yönetim kayyımı olmadığı,
bu nedenle davada taraf sıfatının bulunmadığının re'sen gözetilmesi gerektiği, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı..." gerekçesiyle "...davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. 01.03.2007 tarihinden dava tarihine kadar hiçbir hak sahibinin ortaya çıkmadığını, b.Davanın kabulü için tüm koşulların oluştuğunu belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 588. maddesi uyarınca gaipliğe karar verilmesi ve kayyım hesabına yatırılan paranın Hazine'ye intikali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1885, K. 2025/325, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama