KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/2711 E., 2025/1262 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/905 E., 2023/612 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/802 E., 2022/212 K.
Karar Metni
1.040 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde bir kısım davalılar vekili Av. ... ve davacı vekili Av. ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin de hissedarı olduğu dava konusu 252 ada 12 parsel, 270 ada 10 parsel, 271 ada 3 parsel ve 272 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davacı ve davalı ...'ın (kendi adına asaleten diğer davalılar ..., ... ve ... adına vekâleten) Akçaabat Noterliğinde 21.03.1988 tarih ve 03218 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi düzenlediklerini, sözleşmeye göre davalı ...'ın taşımazlardaki hisselerini davacıya 6.000.000,00 TL bedelle sattığını,
yine aynı taşınmazlar hakkında davalı ... ve davacı arasında düzenlenen Kadıköy 17. Noterliğinin 04.11.2002 tarih ve 18392 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesinde davalı ...'nin taşınmazlardaki hisselerini davacıya sattığını, müvekkilinin davalılara gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereği yapması gereken ödemeyi yaptığı hâlde davalıların hisselerini devretmediklerini, davacının sözleşmelerin yapıldığı tarihten bu yana taşınmazları malik sıfatıyla kullandığını ileri sürerek davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptal edilerek müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin satış vaadinden haberinin bulunmadığını, müvekkilinin İngiltere'de ikâmet ettiği ve sözleşme örneğinin kendisine gönderilmediğini, taşınmaz maliki olmayanların satış vaadini gerçekleştiremeyeceğini, davada 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu sözleşmenin düzenlendiği tarihten 30 yılı aşkın bir süre geçtiğini, davada 10 yıllık zamaaşımı süresi içerisinde açılmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Kadıköy 17. Noterliğinin 04.11.2002 tarih ve 18392 yevmiye No.lu satış vaadi sözleşmesi ve Akçaabat Noterliğinin 21.03.1988 tarih ve 03218 yevmiye No.lu satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak eldeki davayı açtığı, sözleşmeye göre davacı tarafından taşınmaz bedellerinin ödendiği, davalılara dava konusu taşınmazda düşecek hisselerin hesap edildiği, zilyetliğin sözleşme ile devredilmesi nedeniyle davanın süresinde açıldığı, taraflar arasında usulünce yapılmış geçerli bir sözleşmenin bulunduğu,
davacının sözleşme gereği üzerine düşen edimleri ifa ettiği, sözleşmenin diğer tarafları devir borcunu yerine getirmediği, davacının dava açmakta haklı olduğu, davacının eksik harcı tamamladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin yapıldığı tarih ile davanın açıldığı tarih arasında on yıllık süre geçmiş ise de davaya konu taşınmazla ilgili taraflar arasında yapılan satış vaadi sözleşmesinde dava konusu taşınmazın davacıya teslim edildiği, bilirkişi raporuna göre satılan kısmın davacının kullandığının belirtildiğinden zamanaşımının söz konusu olmadığı,
satış vaadi sözleşmesinde bedelin nakden ve peşinen ödemenin alındığı belirtildiğinden bedelin ödenmediği iddiasının ispatlanamadığı, taraflar arasında geçerli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin bulunduğu, bedelin peşinen ödendiği, taşınmazın bir kısmının davacının zilyetliğinde olduğu ve bu suretle zamanaşımının bulunmaması karşısında davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bir kısım davalılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; davacının da dava konusu taşınmazda elbirliği ortağı olduğundan dava konusu sözleşmelerin düzenlenmesinden itibaren ifâ olanağının bulunması nedeniyle zamanaşımı süresinin işleyeceğini, dava konusu sözleşmelerde zilyetliğin devrine ilişkin bir husus bulunmadığını, noter sözleşmesinin aksinin tanıkla ispat edilemeyeceğini, davacının zilyetliğinin bulunduğunu da ispatlayamadığını, davacının satış vaadi sözleşmesinde belirlenen bedeli ödediğine dair dekont sunmadığını,
yargılama giderlerinin yanlış hesaplandığını ve yargılama giderlerinin davalılardan nasıl alınacağına ilişkin tereddüt bulunduğunu, ek temyiz dilekçesi ile de Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmesi hâlinde nispi harç alınamayacağını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre bir kısım davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere; 492 sayılı Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün Mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini ve harcın yatırılmaması hâlinde de ne gibi bir mukteza tayin edileceğini 30 ve 32. maddelerinde hükme bağlamıştır. Aynı Kanun'un 16. maddesinde de; tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değerinin nazara alınacağı, değer tayini mümkün olan hâllerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesinin mecburi olduğu, gösterilmemişse davacıya tespit ettirileceği, tespitten kaçınma hâlinde, dava dilekçesinin muameleye konulmayacağı belirtilmiştir.
3. Dosya kapsamında alınan 05.11.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre dava konusu 252 ada 12 parsel sayılı taşınmazın toplam değerinin 1.788.370,34 TL, 270 ada 10 parsel sayılı taşınmazın toplam değerinin 406.100,70 TL, 272 ada 1 parsel sayılı taşınmazın toplam değerinin 647.377, 34 TL, 271 ada 3 parsel sayılı taşınmazın toplam değerinin ise 392.625,08 TL olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından 2.911.420,88 TL üzerinden tamamlama harcı yatırıldığı anlaşılsa da Mahkemece dava konusu taşınmazlarda davalıların elbirliğine esas hisseleri üzerinden değer hesabı yapılarak dava değerinin usulüne uygun olarak belirlenmemiş olduğu anlaşılmaktadır.
4. Dolayısıyla, Mahkemece satış vaadi sözleşmesine konu hisselerin toplam değeri bilirkişi aracılığıyla tespit edilerek bu miktar üzerinden harç ve vekâlet ücreti hesaplanması gerekirken, denetime elverişli olmayacak şekilde, davacının herhangi bir değer göstermeksizin harçlandırdığı değer üzerinden harç ve vekâlet ücreti hesap edilmesi doğru görülmediği gibi, bunun yanında iptaline karar verilen hisseler hüküm sonucunda, sözleşme tarihinde davalıların mirasbırakanlarından intikal eden hisselerin iptaline karar verilmesi gerekirken, tapu kaydında adı yazılı olanlar değil, mirasçıları adına olacak şekilde iptal kararı verilmiş olması da doğru görülmemiş, açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2711, K. 2025/1262, 4 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama