KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/3177 E., 2025/1605 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1022 E., 2024/368 K.
- Davacılar
- ... vd.
- Davalılar
- ... vd.
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Ek karar tarihi
- 05.05.2024
- Sayısı
- 2018/104 E., 2020/172 K.
Karar Metni
834 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; vasiyetnamenin tenfizini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların 12.09.2017 tarihinde ölen muris ...'ın mirasçıları olup, davacıların ise muris tarafından noterde resmî şekilde yapılan vasiyetname ile kendilerine muayyen mal bırakılan mirasçıları olduğu, murise ait vasiyetnamenin ...
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/619 Esas 2018/209 Karar sayılı kararı ile usulüne uygun olarak açılıp okunduğu, kesinleştiği, vasiyetnamenin iptali davası açmak için 1 yıllık yasal sürenin karar tarihi itibari ile dolduğu ve açılan bir iptal davası olmadığı, vasiyetname içeriğinden miras bırakanın Kırklareli ili, ... ilçesi, ... Köyü 105 ada 90 parsel ve Kırklareli ili, ... ilçesi, ...
Köyü 113 ada 29 parsel sayılı taşınmazlardaki hak ve hisselerinin tamamını eşit oranda ... ve ...'e vasiyet ettiği, Kırklareli ili, ... ilçesi 140 ada 2 parsel, Kırklareli ili ... ilçesi ... Köyü 103 ada 123 parsel, Kırklareli ili, ... ilçesi, ...
Köyü 103 ada 141 parsel sayılı taşınmazlardaki hak ve hisselerinin tamamını ...'e vasiyet ettiği bildirilerek davanın kabulüne, davalılar ... ve ... ile ..., ..., ..., ..., ...'ın vasiyet eden muris ...'ın mirasçıları olmadığı anlaşıldığından bu davalılar hakkında pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı, taraflarca istinaf edilmediğinden 22.09.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
3. Davacı ... 14.03.2022 tarihli dilekçesi ile.
Mahkemece davanın kabul edilmiş olmasına rağmen hüküm fıkrasının vasiyetname ile çeliştiğini, hüküm fıkrasında ...'ın hissesinin iptali şeklindeki ibarenin tamamen yanlış olduğunu, ...'ın taşınmazların tamamının maliki olduğunu, taşınmazların bütün olarak ... adına tapuda kayıtlı olduğunu, hüküm fıkrasının davacılar ile ilgili kısımlarının iptali ile Kırklareli ili ... ilçesi ... köyü 105 ada 90 parsel, 113 ada 29 parsel sayılı taşınmazlardaki muris ...'ın hisselerinin iptali ile yarı nispetinde ... ve ... adına kayıt ve tesciline, ... ilçesi ... köyü 140 ada 2 parsel, 103 ada 123 parsel,
103 ada 141 parsel sayılı taşınmazlardaki ... adına kayıtlı taşınmazların tapusunun iptali ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesince 05.05.2024 tarihli ek karar ile; davaya konu ... 105 ada 90 parsel, 113 ada 29 parsel, 140 ada 2 parsel, 103 ada 123 parsel, 103 ada 141 parsel sayılı taşınmazlarda vasiyet eden ... adına kayıtlı hissenin bulunmadığı, tapunun vasiyet edenin kök murisi adına kayıtlı olduğu, yargılama sırasında 06.05.2019 tarihinde dava konusu parsellerde intikal yaptırılması ile vasiyet edenin dava konusu taşınmazlarda elbirliği mülkiyeti ile malik olduğu, buna karşılık hükümde sehven vasiyet eden adına kayıtlı yazılan hisseler düzeltilse dahi hükmün bu haliyle infazı mümkün bulunmadığı, bu hususun tavzih yoluyla düzeltilemeyeceği ancak istinaf kanun yoluyla düzeltilebileceği belirtilerek şartları oluşmayan tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararıyla; İlk Dere Mahkemesinin 05.05.2024 tarihli ek kararına karşı davacı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Davacı ..., ... ve ... temyiz dilekçesinde; hükmün infaz edilebilir olmadığından mağdur olduklarını, mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkin verilen kesinleşmiş hükmün, tavzih yolu ile infaza elverişli hâle getirilmesi istemine ilişkindir.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ... tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Davacılar ...ve ...'in temyiz dilekçelerine gelince; bilindiği üzere; 6100 sayılı Kanun'un 361. maddesi uyarınca; kural olarak istinaf yoluna başvurmayan taraf temyiz yoluna başvuramaz. Ancak hukuki yararının bulunması hâlinde temyiz yoluna başvurabilir. Bir başka deyişle, diğer tarafın istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aleyhine hüküm kurulması hâlinde temyiz yoluna başvurabilecektir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ...ve ...'e usulüne uygun tebliğ edildiği hâlde davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulmadığı, davacı ...'ün tavzih kararının reddine dair ek karara karşı ise yalnızca davacı ...'ün istinaf başvurusunda bulunduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince başvusurunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesinin tavzih talebinin reddine ilişkin ek kararına karşı davacılar Gülsen ve Bahtişen tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı halde, başvurunun esastan reddine ilişkin karara karşı temyiz isteminde bulunmalarında hukuki yarar olmadığından dilekçelerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/3177, K. 2025/1605, 24 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama