KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/3896 E., 2024/5679 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/192 E., 2015/470 K.
- Davalılar
- ... vekilleri Avukat ... vd., ...vd.
Karar Metni
1.599 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
Mahkeme kararı davalı ... mirasçıları vekili, davalı ... vekili, davalı ... mirasçıları vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların ortak murisi Küçük ... adına kayıtlı 7 adet taşınmazın, murisin ölümünden sonra mirasçılar tarafından paylaşıldığını, terekeye dahil taşınmazların uzun yıllar malik sıfatı ile çekişmesiz kullanılması durumunun taksime karine teşkil ettiğini belirterek dava konusu 548 ve 370 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 831 parsel sayılı taşınmazın ¼ hissesinin tapu kaydının iptali ile müvekkili ..., 155 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili ... adına tesciline,
tapu iptali ve tescil talebi kabul olunmadığı takdirde dava konusu taşınmazlarda müvekkillerinin dikmiş ve yetiştirmiş olduğu ağaçların mülkiyetinin müvekkillerine ait olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile bedellerinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tarafların miras paylaşımı konusunda anlaşamadıklarını, taksim iddiasının asılsız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. YARGILAMA SÜRECİ
1.Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.07.2011 tarihli ve 2009/185 E., 2011/419 K. sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazlarda murisin 47 yıl önce ölümü ile taraflar arasında rızai taksim yapıldığı ve o günden beri mirasçıların kendi yerlerinde zilyetliklerini sürdürdüğü,
bir kısmının ise hisselerini dava dışı üçüncü kişilere sattığı, bu kişilerin taşınmazlarda zilyetliklerini sürdürdükleri hususunun tanık beyanları ile sabit olup bu durumun rızai taksim sözleşmesinin varlığının karinesini teşkil ettiği, ortaklığın giderilmesi davası her ne kadar niza olgusu olarak nitelendirilse de, davacılara taksim sonucu düşen ve tasarruf ettikleri kısmın dava yolu ile satılmasının hakkaniyet ilkeleri ile bağdaşmayacağı gerekçeleriyle davanın kabulüne, 548 ve 370 parsellerde kayıtlı taşınmazların tamamının, 831 parselde kayıtlı taşınmazın ¼ hissesinin Küçük ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacılardan ... adına,
155 parselde kayıtlı taşınmazın Küçük ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacılardan ... adına tesciline karar verilmiştir.
2. Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... mirasçıları ... vd. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 30.10.2012 tarihli ve 2012/2372 E., 2012/9607 K. sayılı karar ile; hükmün onanmasına karar verilmiştir.
4. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... mirasçıları ... vd. vekili tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
5. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 23.05.2013 tarihli ve 2013/2717 E., 2013/7770 K. sayılı kararı ile; yazılı taksim sözleşmesi bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekli ise de temyiz etmeyen mirasçılar yönünden davacılar lehine usulî müktesep hak oluştuğundan ancak hükmü temyiz eden ve karar düzeltme isteğinde bulunan ... mirasçıları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek davalı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile, maddi yanılgıya dayalı 30.10.2012 tarihli ve 2012/2372 E., 2012/9607 K. sayılı onama kararının kısmen kaldırılmasına ve hükmün ... mirasçıları yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
6. Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.10.2013 tarihli ve 2013/434 E., 2013/669 K. sayılı kararı ile; murise ait taşınmazların mirasçılar arasında taksim edildiği ve uzun yıllar boyunca mirasçıların taşınmazları taksime uygun şekilde kullanıldıklarının anlaşıldığı, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre mirasçılar arasındaki fiili taksimde, taksime iştirak eden mirasçılar tarafından ses çıkarılmaksızın uzun süre kullanılması hâlinde bu taksime itibar edileceği ve eldeki davada bu olgunun ispatlanmış olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
7. Direnme kararı süresi içinde davalı ... mirasçıları ... vd. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
8. Hukuk Genel Kurulunca 26.11.2014 tarihli ve 2014/8-1027 E., 2014/977 K. sayılı kararı ile; usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
9. Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli ve 2015/192 E., 2015/470 K. sayılı kararı ile; usulî eksiklik giderilerek önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.
10. Direnme kararı süresi içinde davalı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili, davalı ... ...mirasçıları ... ve arkadaşları vekili, davalı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
11.HGK’nın 06.04.2021 tarihli ve 2020/8-626 Esas, 2021/435 Karar sayılı kaldırma ve gönderme kararında; yerel mahkemece verilen önceki kararlardan haberdar olmayan davalıların bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurabileceğinin kabulü gerekeceği, Hukuk Genel Kurulunun geri çevirme kararları sonrasında kararı temyiz eden davalı ... mirasçıları vekili ile davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz isteklerinin mahkemenin 06.07.2011 tarihli ve 2009/185 E., 2011/419 sayılı Kararına (ilk karar) ilişkin temyiz istemi kabul edilerek,
bu çerçevede inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği belirtilerek Özel Dairenin 30.10.2012 tarihli ve 2012/2372 E., 2012/9607 K. sayılı onama kararının, 23.05.2013 tarihli ve 2013/2717 E., 2013/7770 K. sayılı bozma kararının, yerel mahkemenin 01.10.2013 tarihli ve 2013/434 E., 2013/669 K. tarihli birinci direnme kararının, Hukuk Genel Kurulunun 26.11.2014 tarihli ve 2014/8-1027 E., 2014/977 K. sayılı usul bozmasının, yerel mahkemenin 11.06.2015 tarihli ve 2015/192 E., 2015/470 K. sayılı ikinci direnme kararının kaldırılmasına,
yerel mahkemenin 06.07.2011 tarihli ve 2009/185 E., 2011/419 K. sayılı kararına ilişkin olarak davalılar ... ve ...'a usulünce yapılmış karar tebliği bulunmadığına, davalı ... mirasçıları vekili ile davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz istekleri hususunda inceleme yapılmak üzere dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
IV.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacıların taksime ilişkin yazılı belge sunmadığını, yalnızca fiili duruma dayandıklarını, bunun da gerçeği yansıtmadığını, 743 sayılı Kanun m. 611 ve 612 uyarınca taksimin yazılı yapılması gerektiğini, şifahi taksimin kadastrosu yapılmamış yerler için geçerli olacağını, dava konusu taşınmazların ise kadastrolarının 1956'da yapıldığını ve kök muris adına tespit edildiklerini,
b.Davacıların taksimin ne zaman yapıldığını, kime ne düştüğünü, herkesin katıldığı hususlarını ispatlayamadığını, tanık beyanlarının duyuma dayandığını, hükme esas alınamayacağını,
c.Davanın ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyasını sürüncemede bırakmak için açıldığını belirterek bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... ...mirasçıları ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde;
a.Davacıların taksime ilişkin yazılı belge sunmadığını, yalnızca fiili duruma dayandıklarını, bunun da gerçeği yansıtmadığını, 743 sayılı Kanun m. 611 ve 612 uyarınca taksimin yazılı yapılması gerektiğini, şifahi taksimin kadastrosu yapılmamış yerler için geçerli olacağını, dava konusu taşınmazların ise kadastrolarının 1956 da yapıldığını ve kök muris adına tespit edildiklerini,
b.Davacıların taksimin ne zaman yapıldığını, kime ne düştüğünü, herkesin katıldığı hususlarını ispatlayamadığını, tanık beyanlarının duyuma dayandığını, hükme esas alınamayacağını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
3. Davalı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde;
a.Tebligatların usulsüz olduğunu, davadan yeni haberdar olduklarını,
b.Davacıların taksime ilişkin yazılı belge sunmadığını, yalnızca fiili duruma dayandıklarını, bunun da gerçeği yansıtmadığını, 743 sayılı Kanun m. 611 ve 612 uyarınca taksimin yazılı yapılması gerektiğini, şifahi taksimin kadastrosu yapılmamış yerler için geçerli olacağını, dava konusu taşınmazların ise kadastrolarının 1956'da yapıldığını ve kök muris adına tespit edildiklerini,
c.Davacıların taksimin ne zaman yapıldığını, kime ne düştüğünü, herkesin katıldığı hususlarını ispatlayamadığını, tanık beyanlarının duyuma dayandığını, hükme esas alınamayacağını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
4. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a.Davacıların taksime ilişkin yazılı belge sunmadığını, yalnızca fiili duruma dayandıklarını, bunun da gerçeği yansıtmadığını, taksimin yazılı yapılması gerektiğini, şifahi taksimin kadastrosu yapılmamış yerler için geçerli olacağını, dava konusu taşınmazların ise kadastrolarının 1956'da yapıldığını ve kök muris adına tespit edildiklerini,
b.Davacıların taksimin ne zaman yapıldığını, kime ne düştüğünü, herkesin katıldığı hususlarını ispatlayamadığını, tanık beyanlarının duyuma dayandığını, hükme esas alınamayacağını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Somut olayda. 2009/185 Esas sayılı dosya ile davacı taraf miras taksimine dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuş, mahkemece taraflar arasındaki rızai taksime itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kabule ilişkin bu hüküm, davalı ... mirasçıları tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince öncelikle onanmasına karar verilmiş; ardından yine aynı tarafça karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine bu davalı yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, anılan bozma kararına direnilmiş.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca usulünce verilmiş direnme kararı olmadığından direnme kararının bozulmasına karar verilmesi üzerine yerel mahkemece ikinci kez direnme kararı verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2021 tarihli ve 2020/8-626 Esas, 2021/435 Karar sayılı kararı ile 2009/185 Esas, 2011/419 Karar sayılı ilk karar haricindeki diğer tüm kararların kaldırılmasına ve davalı ... mirasçıları vekili ile davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz istekleri hususunda inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
Bu nedenle temyiz incelemesi Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.07.2011 tarihli ve 2009/185 E., 2011/419 K. sayılı kararı yönünden yapılmıştır:
1. Davalı ... mirasçıları vekili, davalı ... mirasçıları vekili ile davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz talepleri yönünden; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava konusu 155, 370, 831 ve 548 parsellerin tapulama çalışmaları sonucunda 26.09.1956 tarihinde ortak muris Küçük ... adına tapuya tescil edildiği ve murisin dosyada bulunan veraset belgesine göre 01.06.1962 tarihinde öldüğü saptanmıştır.
TMK'nın 676/son maddesine göre tapulu taşınmazlara ilişkin olarak mirasçılar arasında yapılan taksim sözleşmeleri yazılı olması şartı ile geçerli olup, sözleşmenin yazılı olması bir ispat şartı değil geçerlilik şartıdır. Somut olayda, murisin 1962 yılında ölümünden sonra bütün mirasçıların katılımı ile yapılmış yazılı taksim sözleşmesinin varlığı davacı tarafından ispatlanmamıştır.
Bu hâlde yazılı taksim sözleşmesi bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekli ise de, dava mirasçılar arasında açılıp yürüyen taksim sözleşmesine dayanan pay iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, temyiz etmeyen mirasçılar yönünden davacılar lehine usulî müktesep hak oluştuğundan ancak, hükmü temyiz eden davalı ... mirasçıları, davalı ... mirasçıları ile davalı ... mirasçıları hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiş, hükmün bu davalılar yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı ... vekilinin temyizi yönünden; Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.07.2011 tarihli ve 2009/185 E., 2011/419 K. sayılı kararı davalı ...’na 13.09.2011 tarihinde tebliğ edilmiş; davalı tarafça bu hüküm temyiz edilmemiş olup Mahkemenin 2015/192E.-470K. sayılı son direnme kararı 30.09.2020 tarihinde sunulan dilekçe ile temyiz edilmiştir. Usulüne uygun tebliğe rağmen ilk hükmü süresinde temyiz etmeyen davalı hakkında temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/3896, K. 2024/5679, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama