KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/4438 E., 2025/3083 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/218 E., 2024/20 K.
Karar Metni
1.485 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava konusu ... Mahallesi ... parsel sayılı taşınmazın davalı adına oluşturulan tapu kaydının 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesi gereğince iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, çekişme konusu taşınmazı tapu kaydına güvenerek satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14.07.2017 tarihli ve 2016/231 Esas, 2017/98 Karar sayılı kararıyla; meranın 4342 sayılı Mera Kanunu geçici 3. maddenin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde bulunduğu, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içerisinde kaldığı, 01.01.2003 tarihinden önce yerleşim yeri olarak kullanıldığı ve davaya konu parselin mera olarak kullanılmasının teknik olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne; Hatay ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... Mevkii ... parsel sayılı taşınmazda davalı ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 14.07.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 05.03.2020 tarih ve 2018/1650 Esas, 2020/2775 Karar sayılı ilamında; "...Mahkemece, Dairemizin 20.01.2016 tarihli bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmış ise de, tespit edilenin aksine hüküm kurulduğu öncelikle; Erzin Belediye Başkanlığı Şehircilik ve İmar Müdürlüğünün 03.03.2017 tarihli yazısı ile taşınmazın 01.01.2003 tarihinde önce 1985 yılı Uygulama İmar Planı içerisinde kaldığı bildirilmiş olup keşif sonrası rapor düzenleyen şehir ve bölge plancısı bilirkişi Tevfik ... 16.02.2017 tarihli raporunda taşınmazın imar planı içerisinde olmadığını belirttiğinden, belediye yazısı ile bilirkişi raporu arasındaki bu çelişkinin giderilmesi ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; dava konusu taşınmaz ile ilgili dosyada mevcut belgeler ve bilirkişi raporlarına göre. "Mera, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içerisinde kalmalıdır. Bu tarihten sonra imar planı içerisine alınan veya imar planı bulunmayan yerlerdeki meralarda bu madde hükmü uygulanmaz.
Yasa hükmünde geçen 'imar planından' maksat ise, her türlü ölçekteki plan yani nazım, uygulama veya mevzi imar planlarıdır" şeklinde yasada bahsi geçen şartın dava dosyasında olmadığı, 20.12.2023 tarihli şehir ve bölge plancısı bilirkişi raporunda belirtildiği üzere.
01.01.2003 tarihinden önce onaylı olduğu iddia edilen herhangi bir imar planına ve açıklama raporuna ulaşılamadığı, mevzuatta belirtilen meclis kararı, ilan, tutanak, olası itirazlardan sonra kesinleşme kararına da ulaşılamadığı için onaylı ve kesinleşmiş bir imar planından bahsetme şartlarının oluşmadığı, 2981 Sayılı Kanunun 10/c maddesine göre yapılan herhangi bir işlem olduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığı, taşınmazın 01.01.2003 tarihinden önce 1985 yılı Uygulama İmar Planı içerisinde kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalının ... İlçesi ... mahallesinde yargılamaya konu olan taşınmazı Erzin Belediyesinden bedel karşılığı satın aldığını, bedelin peşin ve nakden ilgili kuruma ödenerek adına tapuya tescil edildiğini,
2. Taşınmazın Belediye imar planı içinde, arsa vasfında olduğunu, mera vasfını yitirdiğini, bilirkişi raporlarının da bu yönde olduğunu,
3. Taşınmazın özel sicile kayıtlı olmadığı, davalının iyi niyetli ve devletin kurumuna güvenerek satın aldığını,
4. Benzer dosyaların daha öhce davalılar lehine sonuçlandığını,
5. Bu satışın yapılmasında davalıya yöneltilecek bir kusur olmadığından yargılama giderlerinden de sorumlu olmaması da gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
2. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca dava konusu taşınamzın davalı adına tapu kaydının iptali ile davacı hazine adına tescil istemine ilişkindir.
27.05.2004 tarihli 5178 sayılı Kanunun 5. maddesi ile ayrıca 03.06.2007 tarihli 5685 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 4342 sayılı Mera Kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmış ve eklenen geçici 3. madde ile;
"Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşen imar plânları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera, yaylak ve kışlak olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır.
Ancak, bu nitelikteki taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam eder. Bunlar hakkında Hazinece dava açılmaz, açılmış davalardan vazgeçilir.
Hazinece bu nitelikteki taşınmazlar hakkında ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açılan davalar sonucunda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen, kesinleşen ve henüz tapuda işlemleri yapılmamış olan taşınmazlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.
Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin Hazinece açılan davalardan, taşınmazların emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden hesaplanacak bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Bu hüküm, henüz dava açılmamış taşınmazlar hakkında da uygulanır. Evvelce açılan davalarda Hazine adına tesciline veya mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilen ve kesinleşen kararlara konu olan bu nitelikteki taşınmazların tapuları da talep etmeleri halinde aynı esaslara göre önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir.
(Ek fıkra: 03/06/2007-5685/1 md.) Birinci fıkrada nitelikleri belirtilen taşınmazlardan Hazine adına tescil edilmesi gerekirken belediyeler adına tescil edilen ve belediyelerce konut veya iş yeri yapılmak üzere bedelsiz olarak veya bedeli karşılığında gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine tahsis edilen daha sonra Hazine tarafından ilgili Belediye aleyhine açılan davalar sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilerek mera, yaylak ve kışlak özel siciline yazılan fakat daha sonra bu Kanun hükümlerine göre mera,
yaylak ve kışlak vasfı değiştirilerek Hazine adına tescil edilen taşınmazlardan; herhangi bir kamu hizmeti için gerekli olmayan, Hazinece herhangi bir tasarrufa konu edilmeyen ve hâlen tapuda Hazine adına kayıtlı olan taşınmazlar, tahsis tarihindeki arsa değerine devir tarihine kadar geçen süre için yasal faiz eklenerek belirlenecek bedelin ilgililerce Hazineye ödenmesi kaydıyla adlarına tahsis yapılanlara devredilir." şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.
Yukarıda aynen alınan medde hükmünden anlaşılacağı üzere; 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesinin uygulanacağı taşınmazlar, öncesi mera iken yasanın öngördüğü koşulların gerçekleşmesi sebebiyle aslında Hazine adına tescili gereken veya Hazine adına tescili gerekirken gerçek veya tüzel kişiler adına tescil edilecek taşınmazlardır.
Bir yörede 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre işlem yapılabilmesi için;
a) Mera, 4342 sayılı Kanunu'nun geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde bulunmalıdır. Zira bu tarih itibariyle köy sınırları içerisinde bulunan veya bu tarihten sonra belediye ve mücavir alan sınırları içerisine alınan meralarda bu madde hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur.
b) Mera, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içerisinde kalmalıdır. Bu tarihten sonra imar planı içerisine alınan veya imar planı bulunmayan yerlerdeki meralarda bu madde hükmü uygulanmaz. Yasa hükmünde geçen “imar planından” maksat ise, her türlü ölçekteki plan yani nazım, uygulama veya mevzi imar planlarıdır.
c) Meranın yerleşim yeri olarak işgal edilmesi yani bu şekilde kullanılması durumunun da 01.01.2003 tarihinden önce mevcut olması gerekir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kullanılan meralarda bu madde hükmü uygulanamaz. Bu maddenin uygulanmasında “yerleşim yeri” kavramı konut, konaklama, turizm, sanayi, askeri v.b. amaçlar için kullanılmak üzere planlanarak yapılaşmış veya eskiden beri bu amaçlarla kullanılan şehir, kasaba ve beldelerin üzerinde yapılaşma bulunan yerleşim alanlarını ifade etmektedir.
d) Diğer bir koşul da meranın mera niteliği ile kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunmamasıdır.
Bu gibi yerler yasa uyarınca Hazine adına tescili gereken yerler olacağından mahkemece 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesi koşullarının varlığı veya yokluğu üzerinde yeterince durulmalıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde;
Dava konusu ... parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Yasa'nın 22/A maddesine göre ... ada ... parsele dönüştüğü, 03.03.2017 tarihli Şehircilik ve İmar Müdürlüğünün yazı cevabında ... parsel sayılı taşınmazın 01.01.2003 tarihinden önce 1985 yılı uygulama imar planı içerisinde kaldığı, ilk uygulama imar planının11.03.1955 tarihinde onaylanmış olduğu anlaşılmıştır.
Bozma sonrası alınan harita bilirkişisi raporunda ise, dava konusu taşınmazın 1992 yılı kadastro verileriyle çakıştırılmış hava fotoğrafına göre parselin 250 metre çevresine kadar yapılaşmaların olduğu; 2006 yılı kadastro veriler ile çakıştırılmış hava fotoğrafına göre üzerinde herhangi bir yapı olmadığı, parselin 150 metreye kadar yakın çevresinde bahçeli ev niteliğinde yapılaşmanın başladığı bildirilmiştir.
02.10.2023 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda da; parselin ada bazında yerleşim yeri içerisinde kaldığı, yerleşim amaçlı evler ve yollar açıldığı, narenciye bahçeleri kurulduğu, 01.01.2003 tarihinden önce de yerleşim bölgesi olması, bölgede şehirleşmeyle birlikte otlama alanının kalmaması, toprak yapısının bozulması dikkate alındığında dava konusu taşınmazın kök parseli olan ... No.lu parselin bulunduğu bölgenin mera olarak kullanılmasının teknik olarak mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Her ne kadar şehir plancısı bilirkişi raporunda da; dava konusu taşınmaza ilişkin imar planı olmadığı söylense de; 26.09.2023 tarihli raporla taşınmazın geldileri belirtilen kayıt ve bilgilerden kök ... parselde ifraz ve tevhid işlemleri yapılması sonucu dava konusu taşınmazın oluştuğu; taşınmazın belediye sınırları içinde olup 3194 sayılı yasa hükümlerine göre işlemlere tâbi tutulduğu ve yerleşim alanı olarak da kullanıldığı dosya kapsamıyla sabit olduğu anlaşıldığından Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesi gereğince davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4438, K. 2025/3083, 18 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama