KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/5066 E., 2025/2771 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2768 E., 2024/2868 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ünye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/172 E., 2024/114 K.
Karar Metni
956 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; 529 ada 3 parsel sayılı taşınmazın babalarından miras yoluyla intikal ettiğini, taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, hâlen derdest olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan bodrum ile birlikte üç katlı binayı 2001 yılında tamamen kendi parasıyla orada bulunan yerel müteahhit ... ...'a yaptırdığını, binanın 1. katının oturulmaya müsait olduğunu, yaz dönemlerinde kendisinin kullandığını, muhtesat iddiasına davalı dışındaki kardeşlerinin itirazı olmadığını belirterek 529 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bodrum + giriş kat + 1. kattan ibaret betonarme binanın kendisine ait olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ortak murisleri ... adına kayıtlı olduğunu, murisin sağlığında 529 ada 3 parsel sayılı taşınmazda bulunan evinde ikamet ettiğini, 2000 yılında oturdukları evin eskimesi üzerine aynı taşınmazda yeni ev yapma kararı alarak dava konusu 3 katlı evi yaptırdığını, her türlü maliyetinin bizzat muris tarafından karşılandığını, müvekkilinin de ihtiyaç oldukça babasına para gönderdiğini, davacının o dönemde herhangi bir işte çalışmadığını, bağımsız bir geliri bulunmadığını, bu nedenle maddi herhangi bir katkısı olmadığını,
ancak muris ile birlikte yaşadığından evin yapım süreci ile bizzat ilgilendiğini, babasının talimatları ile ustalarla görüşerek babası adına bir kısım ödemeler yaptığını, 2011 yılında miras bırakanın vefatından sonra davacının köyden taşındığını, bu tarihten itibaren dava konusu eve herhangi bir katkısı olmadığını, muhdesat iddiasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının tanık beyanları ile dava konusu yapıyı kendi hesabına kendi parası ile yaptırdığı hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde: 1. Her iki Mahkeme gerekçesinin de yerinde olmadığını, 2. 529 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bodrum ile birlikte üç katlı binayı müvekkilinin 2001 yılında tamamen kendi parasıyla orada bulunan yerel müteahhit ... ...'a yaptırdığını, tüm ödemeleri de bizzat kendi yaptığını, malzemeleri de kendisinin aldığını, bu binanın müvekkiline ait olduğuna dair davalının dışındaki kardeşlerinin hiçbir itirazı olmadığını, dava açmakta hukuki yararı olduğunu, Mahkemenin de bunu kabul ettiğini,
3. Binayı inşa eden ustanın şahsi tanıklığının dâhi bu davanın kabulü için yeterli olduğunu, dava konusu binanın ... adına yapıldığının zaten tanıklar ve özellikle müteahhit ... ... tarafından beyan edildiğini, ... ...’un ödemeleri davacıdan aldığını açıkça beyan ettiğini, Mahkemece görgüye dayalı olan şahit beyanlarını dikkate almadığını, murisin Anadolu ve Karadeniz kültüründe köydeki binasının yıkık ve virane olması nedeniyle ölünceye kadar müvekkilinin binasında kalmalarının son derece doğal olduğunu, murisin bu binayı yapabilecek bir geliri dâhi bulunmadığını,
dinlettiği tanıkların komşu ve köylü olmaları nedeniyle beyanlarının görgüye dayalı olduğunu, bu beyanlar ile iddiasını ispatladığını, davalı tanıkları ... ve ... ...’un davalı tarafın damatları olması nedeniyle zaten tanıklığa engel hâlleri bulunduğunu, hatta yeminsiz olarak dinlenmeleri gerektiğini, kayın pederi olan davalıdan aldığı duyumlara göre ifade verdiklerini, konuyu bilmediklerini,
4. Davanın yargılama usullerinin belli olduğunu, tarafların ekonomik durumları olup olmadığının inceleme konusu olmadığını, asıl olan tanıkların görgüye dayalı beyanları olduğunu, bunu davacı tanıklarının da açıkça beyan ettiklerini, mirasçılar arasında henüz paylaşım ve taksim yapılamadığı ve bundan dolayı izale-i şuyuu davası da açıldığına göre müvekkilin hâlihazırda abonelikleri üzerine almasının mümkün olmadığını, ancak tüm elektrik ve diğer bedellerin müvekkili tarafından ödendiğini, tanık beyanları ile yaklaşık ispat kuralları içinde dava ispatlandığı hâlde davanın reddedilmesinin usul ve esasa aykırı olduğunu,
aynı alanda davalıya ait bir evin olması, diğer erkek kardeşlerden ...'e ait bir evin olmasının bu dava için yeterli ispat olduğunu, dava konusu binayı inşa eden kişinin burayı ... adına yaptığını söylemesinin zaten yeterli olduğunu, başkaca delile gerek dâhi bulunmadığını,
5. Davalı tarafın, dava konusu olan yapının gerek kendisine ve gerekse mirasbırakan babasına ait olduğunu ispatlayamadığını, diğer mirasçılar da itiraz etmediğine ve davacıya ait olduğunu kabul ettiklerine göre; o hâlde davanın ispat edildiğini, yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, tanık anlatımlarının titizlikle irdelenmediğini, ayrıca Mahkeme tarafından yerel örf ve adetler de dikkate alınmadığını, ödemelerin yerel örf ve adetlere göre bazen banka ve bazen de elden yapıldığını,
6. Ayrıca harç hesaplamasının sadece davalı hissesi üzerinden yapılması gerekirken tapu kaydının dışına çıkılarak iki mirasçının payı dikkate alınarak fazla hesaplama yapıldığını, oysa dava dışı olan diğer mirasçının ortaklığın giderilmesi davasında zaten binanın davacıya ait olduğunu kabul ve beyan ettiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı taraf, dava konusu 529 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki bodrum katla birlikte 3 katlı yapının kendisi tarafından yaptırıldığı iddiası ile muhdesatın tespiti talebinde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davacının dava konusu yapıyı kendi hesabına kendi parası ile yaptırdığı hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının istinaf talebi Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Dosya kapsamı incelendiğinde, davacı tarafın ortaklığın giderilmesi davasında muhdesat iddiasını kabul etmeyen paydaşa karşı davayı ikame ettiği, keşif yapılarak taraf tanıklarının dinlendiği anlaşılmışsa da; özellikle dava konusu yapıyı inşa eden ustanın beyanlarının diğer tanık beyanları ile desteklendiği dikkate alındığında davacının davasını ispatladığı hâlde aksi gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/5066, K. 2025/2771, 22 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama