KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/5205 E., 2025/3244 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1739 E., 2024/2308 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bozkır Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/72 E., 2024/284 K.
Karar Metni
530 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu ... ada ... parsel üzerindeki iki katlı kargir binanın ikinci katı ve çatısının davacılara ait olduğunu belirterek muhdesatın tespitini talep etmiştir. Davacılar vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; ikinci kat ve çatı ile birlikte deponun da taraflarına ait olduğunu belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tapu kaydında davacı ve davalıların murisine ait olduğuna dair şerh olduğunu, ortak yapıldığını ve ortak kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalılar vekili rapora itirazında; depo olarak belirtilen oda ile ilgili dava dilekçesinde talep olmadığını, talebin reddi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; dava konusu yapıların kadastro tespitinden önce yapıldığı, 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın süreden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birinci katta bulunan depo dışındaki yapılar yönünden hükümde isabetsizlik olmadığı; ancak kadastro tespitinden sonra meydana getirilen depo nedeniyle bir kısım davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, kayıt maliki olmayan davalılar yönünden ise husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hak düşürücü süreden reddinin hatalı olduğu; ancak hükmün sonucu itibarıyla doğru olduğundan bahisle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulü gerektiğini, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-(b) hükmü gereğince davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında duruşma yapmadan karar verir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. hükmü gereğince hak düşürücü süreden reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince ise bir kısım yapı yönünden istinaf itirazlarının reddine, diğer bir kısım yapı yönünden ise husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğine dair tespitler yapılarak istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, 6100 sayılı Kanun'un 353/1-(b) hükmünün ikinci kısmı gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünün gerekçesi değiştirildiğine göre bundan sonra yapılacak iş; yeniden esas hakkında karar vermekten ibarettir.
Buna rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince kanun hükmü eksik yorumlanarak İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirildiği hâlde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/5205, K. 2025/3244, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama