KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/1610 E., 2025/5546 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1096 E., 2024/1367 K.
- İlk derece mahkemesi
- Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/74 E., 2021/397 K.
Karar Metni
660 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve asli müdâhiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ...
Mahallesi, 83... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binadaki malikler olduğunu, bina inşaat hâlinde iken satış vaadi sözleşmesi ile belirlenen daireleri bina müteahhiti ... ...'den satın aldıklarını, müteahhitin daireleri yarım bırakarak kaçtığını, müvekkillerinin kendi imkânları ile daireleri tamamladıklarını, arsa maliklerinin kötüniyetli olarak taşınmazı davalı ...'ye sattıklarını, dava konusu taşınmaz üzerinde satış tarihi itibarı ile beş katlı yapı bulunduğunu, taşınmaz satış bedelinin gerçek değerinin çok altında olduğunu, davalının taşınmazı muvazaalı olarak kötüniyetli şekilde satın aldığını ileri sürerek,
arsa bedelinin, üzerindeki yapı bedelinden düşük olması nedeniyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 724. maddesi gereğince taşınmazın davacılar adına temliken tesciline, arsa değerinin yapı değerinden daha yüksek çıkması hâlinde ise yapı bedellerinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Asli müdâhiller ... ve ... vekili aynı talepleri içeren dilekçelerle davaya müdâhil olarak katılmışlardır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak davacılar, davalı müvekkili ve bir kısım dava dışı kişiler arasında açılmış olan davalarda taşınmaz ve taşınmaz üzerindeki yapıların davalı müvekkiline ait olduğunun tespit edildiğini, açılan davaların tamamının Mahkemelerce reddedildiğini, kararların kesinleştiğini, bu nedenle kesin hüküm itirazında bulunduklarını, davacıların ileri sürdüğü hususların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; taşınmaz üzerindeki binanın kat irtifakı tesis edilmemiş yapı hüviyetinde bulunması nedeniyle davanın her bir daire yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacıların tescil talebinde bulunamayacakları, her ne kadar tescil olmadığı takdirde yapılan masrafların tazmini talep edilmiş ise de, davacıların sözleşmeden kaynaklı olarak uğramış oldukları zararı dava dışı ... ...'den talep edebilecekleri ve davalının bu zarardan ötürü sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davacılar ve asli müdâhillerin tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve asli müdâhiller vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar ve asli müdâhiller vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dava konusu binada 5 bağımsız bölüm bulunduğunu, müvekkillerinden her birinin bir bölümün maliki olduğunu, müvekkillerinin taşınmazı müteahhit ... ...'den satış vaadi sözleşmeleri ile satın aldıklarını,
2. Arsa sahiplerinin kötüniyetli olarak arsayı ve üzerindeki binayı davalıya sattıklarını, davalının arsayı satın alırken üzerindeki binadan habersiz olmasının mümkün olmadığını,
3. Davacı ... tarafından açılan davaların alacak davası mahiyetinde olduğunu, eldeki davanın ise mülkiyet iddiasına ilişkin olduğunu, bu nedenle Suphi tarafından açılan davanın ret gerekçesi yapılmasının yanlış olduğunu,
4. Bina değerinin arsa değerinden fazla olduğunu, müvekkillerinin iyiniyetli olduklarını, temliken tescil talebinin tüm şartları oluştuğundan bu taleplerinin kabulü gerektiğini, tescil talebinin reddi hâlinde tazminat talebinin kabulü gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 4721 sayılı Kanun'un 724. maddesine dayalı olarak açılan temliken tescil, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar ve asli müdâhiller vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1610, K. 2025/5546, 22 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama