İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /7. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 7. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1746 K.2025/5131

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisile ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından…

Esas2025/1746Karar2025/5131Tarih2 Aralık 2025Okuma11 dk · 2.100 kelime

KÜNYE

7. Hukuk Dairesi 2025/1746 E., 2025/5131 K.·Asıl Ve Birleşen Davada Birleşen Davada

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Aralık 2025
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/1567 E., 2025/103 K.
İlk derece mahkemesi
Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2021/125 E., 2023/94 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.100 kelime·11 dk okuma·2 bölüm

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisile ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleştirilen davada davacıların payına vaki el atmanın önlenmesine ve ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Asıl davada; dava konusu taşınmazda davacıların payına düşen değer 73.660,71 TL, hükmedilen ecrimisil bedeli 8.540,85 TL, birleştirilen davada ise; dava konusu taşınmazda davacıların payına düşen değer 77.082,92 TL, hükmedilen ecrimisil bedeli 9.179,45 TL olup asıl ve birleştirilen davalar için ayrı ayrı toplam değer Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekili ve davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞIOY

Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemi kabul edilerek düzeltilmiş şekilde davanı kabulüne karar verilmiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairenin sayın çoğunluğu tarafından dava değeri olarak belirlenen asıl davada 73.660,71 TL el atma değeri ile 8.540,85 TL ecrimisil değerinin, birleştirilen davada 77.082,92 TL el atma değeri ile 9.179,45 TL ecrimisil değerinin Bölge Adliye Mahkemesince kararın verildiği 2025 yılı itibariyle kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı gerekçesi ile temyiz isteğinin değerden reddine karar verilmiştir.

24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 362. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir.

04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "hükmün verildiği" ibaresi "davanın açıldığı" şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanunun Resmi Gazete'de yayımı tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Somut olayda; her iki davanın açıldığı 2019 yılında temyiz sınırı 58.800,00 TL'dir. 6100 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulanma" kenar başlıklı 448 inci maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmünün, bu değişikliğin yapıldığı tarihten sonraki kararlara uygulanabilirliği görüşüne katılmak mümkün değildir.

Zira, paranın alım gücündeki düşüşte gözetilerek davanın her iki tarafı için de güvence olan üst yargı denetimini sağlamak amacıyla, maddenin değişiklikten önceki ilk metniyle ilgili Anayasa Mahkemesi tarafından hak arama özgürlüğü temel amaç olmak üzere iptal kararı verildikten sonra, kanun koyucu tarafından hüküm tarihi yerine dava tarihini öncelenmiş ve mevcut değişiklik yapılmıştır. Bu göz ardı edilemez bir gerçektir.

Yürürlük tarihinden önceki kararlar yönünden tamamlanmış işlem yorumu yapmak, hak arama özgürlüğünü zedeleyen, hakkın özünü yargısal denetimden uzak tutan bir yaklaşımdır. Yargısal uygulamalarla açığa çıkan "kazanılmış hak " ilkesini, mevcut değişiklikle daha adil ve sağlıklı sonuçlar elde edilmesine vesile olabilecek üst mahkeme denetiminin önüne almak, hak arama özgürlüğünün sınırlandırılmasıdır ve adalete güven temel kuramını da etkilemektedir.

Dairemiz tarafından denetim yapıldığı tarih itibariyle 6100 sayılı Kanun'un parasal sınırlara ilişkin Ek 1. maddesinin 2. fıkrası yürürlüktedir. Bu itibarla, temyiz incelemesinin de yürürlüğe girmiş olan bu kanun maddesine göre "dava tarihi" esas alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir.

Açıklanan gerekçeyle, miktar yönünden dava tarihi itibariyle temyiz incelemesi mümkün olduğundan işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle temyiz isteminin miktar yönünden reddine ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.

KARŞIOY

1. Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince (İDM) asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince (BAM) başvurunun kabulü ile İDM hükmü kaldırılarak asıl ve birleştirilen davada davacıların payına vaki el atmanın önlenmesine ve ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiştir. BAM kararının temyizi üzerine Dairemizin Sayın Çoğunluğunca BAM kararının miktar yönüyle kesin olması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

2. Sayın Çoğunlukla aramızda oluşan uyuşmazlık, davanın açıldığı tarih (2019 yılı) itibariyle temyiz kesinlik sınırının 58.800,00 TL olması, Yargıtay'ın ise BAM hüküm tarihi olan 2025 yılını esas alarak kesinlik sınırını 544.000,00 TL olarak saptaması ve dava değerinin de asıl davada 73.660,00 el atma değeri, 8.540,00 TL ecrimisil, birleştirilen davada 77.082,00 el atma değeri 9.179,00 TL ecrimisil olması karşısında BAM kararının kesin olduğundan bahisle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

3. Anayasa'nın 11. maddesinde "Anayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargı organları idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır./ Kanunlar, Anayasaya aykırı olamaz." hükümlerine yer verilmek suretiyle Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesine yer verilmiştir.

4. Anayasa'nın 36'ncı maddesinde ise “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle hak arama özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri de mahkemeye erişim hakkıdır. “Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar.

Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkının tanınması hak arama özgürlüğünün ön koşulunu oluşturur” (AYM, Esas 2018/99, Karar 2021/14, 3/3/2021, § 21).

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28/4/2023 tarihli ve Esas 2021/5, Karar 2023/2 sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere “Davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye mahkemeye erişim imkanının tanınması gerekir (YİBBGK, s. 23-24).

5. Anayasada güvence altına alınan hakların geniş bunlara getirilen sınırlamaların dar yorumlanması en önemli yorum ilkelerindendir. Diğer taraftan usul kurallarının mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacak şekilde katı uygulanmaması gerekir (YİBBGK, Esas 2021/5, Karar 2023/2, 28/4/2023, s. 25).

6. Bir hukuki uyuşmazlık çözülürken bir normun veya hükmün biri Anayasaya uygun diğeri Anayasa’ya aykırı bir sonuca götüren iki ayrı yorumlanma biçimi mümkün ise Anayasaya uygun olanın tercih edilmesi, Anayasa’ya uygun yorum ilkesinin ve Anayasanın 138. maddesinin gereğidir. Nitekim Anayasa'nın anılan maddesinin birinci fıkrasında “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna, ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar verirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimlerin bir uyuşmazlığı çözerken ilk referans olarak ve öncelikle Anayasa'yı esas almaları ve Anayasaya uygun yorum yapmaları gerekmektedir.

7. 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulanma" başlıklı 448. maddesinde "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. 8. 6100 sayılı Kanun'a 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle eklenen ek 1. maddenin (2) numaralı fıkrasının “…341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.” bölümünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru sonucunda Mahkemece anılan hükümde yer alan “...341 inci, 362 nci...” ibarelerinin iptaline karar verilmiştir.

9. Anayasa Mahkemesince: "52. Kural gereğince istinaf veya temyiz yoluna başvuru açısından dava konusunun değer ve miktar itibarıyla hükmün verildiği tarihte geçerli olan parasal tutarların altında kalması hâlinde mahkeme veya bölge adliye mahkemesi kararına karşı kanun yoluna başvurulması mümkün değildir.

53. Kişilerin dava konusunu oluşturan alacak ya da malın değerine göre -kanun yollarına başvurmada o tarihte geçerli olan parasal değerleri (kesinlik sınırı) de dikkate alarak- dava/karşı dava ya da ıslah talebinde bulunabilecekleri açıktır. Kanun koyucunun kanun yoluna başvurmada belirlediği kesinlik sınırını yargılamanın devam ettiği süreçte yıldan yıla güncellediği dikkate alındığında enflasyon nedeniyle ekonomik önemini yitiren dava konusu mal ya da alacağın değerinin de enflasyonun olumsuz etkisinden koruması gerekmektedir.

54. Zira hukuki ilişkinin doğduğu, uyuşmazlığa konu olayın veya hukuki durumun gerçekleştiği ya da davanın açıldığı tarihte geçerli olan parasal sınırlara göre istinafa veya temyize başvurulabilecek bir karara karşı kural nedeniyle özellikle yargılamaların uzun sürdüğü durumlarda hükmün verildiği tarihte geçerli olan parasal tutarlara göre kanun yoluna başvurulması imkânı ortadan kalkabilecektir.

55. Kanun yoluna başvuru açısından kural gereğince parasal değer (kesinlik sınırı) güncellenirken, dava konusu mal ya da alacağın değerinin güncellenmemesi nedeniyle enflasyondan dolayı oluşan külfetin tamamı davanın taraflarına yüklenmektedir. Bu yönüyle kural kapsamında tarafların kanun yoluna başvuramamaları nedeniyle katlanacakları külfet ile yargılamanın en az maliyetle ve en kısa zamanda sonuçlandırılması yönündeki kamusal yarar arasındaki dengenin taraflar aleyhine bozulduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla kişilere aşırı bir külfet yüklediği anlaşılan kuralla hükmün denetlenmesini talep etme hakkına getirilen sınırlamanın orantısız ve ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

56. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir."

gerekçesiyle kanun yoluna başvuru açısından kesinlik sınırının hüküm tarihine göre belirlenmesinin Anayasa'ya aykırı olduğu saptanarak anılan hüküm iptal edilmiştir. Bununla birlikte Yüksek Mahkeme kamu düzeni yönünden bir boşluk oluşmaması için iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi yönünde karar vermiştir.

10. Bunun üzerine kanun koyucu 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan "hükmün verildiği" ibaresini "davanın açıldığı" şeklinde değiştirmiştir. Bu değişiklik Kanun'un Resmi Gazete'de yayım tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

11. Somut olay yukarıda belirtilen kurallar ve olgular çerçevesinde ele alındığında kanun yoluna başvuru kesinlik sınırının mahkemenin hüküm verdiği tarih esas alınarak belirlenmesinin Anayasa'ya aykırı olacağı Anayasa Mahkemesince tespit edilmiş ve bu karar 30.01.2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Dairemizin temyiz dilekçesinin reddi yönünde verdiği karar ise anılan iptal kararından ve yeni yasal düzenlemenin yürürlüğe girmesinden sonra 02.12.2025 tarihlidir.

12. Anılan tarihte Dairemizin kesinlik kararına dayanak teşkil ettiği hüküm, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bir başka ifadeyle söz konusu hükmün Anayasa'nın mahkemeye erişim hakkını düzenleyen 36. maddesine aykırı olduğu hukuk dünyasında tereddütsüz bir şekilde ortaya konulmuştur.

13. Yukarıda da belirtildiği üzere Anayasa'nın 11. maddesi uyarınca Anayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Öte yandan Anayasa'nın 138. maddesi uyarınca hâkimlerin uyuşmazlıkları çözerken öncelikle Anayasa'ya uygun hareket etme zorunlulukları bulunmaktadır. Bu nedenle BAM'ın karar verdiği tarihte Anayasa'ya aykırı olduğu saptanan hükme göre kesinlik sınırı belirlemenin en üst norm olan Anayasa ile açıkça çeliştiği ortadadır.

Bir mahkemenin Anayasa'ya aykırı olduğunu bildiği bir normu davada uygulaması hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine açıkça aykırılık teşkil edeceğinden Dairemiz tarafından verilen temyiz dilekçesinin reddi kararının hukuka uygun olmadığı ve dava tarihi esas alındığında uyuşmazlığı esastan çözen BAM kararının kesin olmadığı izahtan varestedir.

14. Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal hükmünün yürürlüğünü ertelemiş olmasının da bu duruma bir etkisi bulunmamaktadır. Zira iptal hükmünün ertelenmesi kanun koyucuya hitap eden bir uygulama olup amaç kamu düzeni yönünden genel bir boşluğun oluşmasını engellemektir. Yoksa bu kamu düzeni yönünden önemli bir tehdidin bulunmadığı haller saklı olmak kaydıyla mahkemelere Anayasa'ya aykırılığı saptanmış bir hükmü uyuşmazlığa uygulamaya devam etme yetkisi tanımamaktadır. Nitekim Danıştay tarafından bu yönde kararlar verildiği gibi doktrinde de bu yönde görüşler ileri sürülmüştür. (Bkz. Danıştay 5. Dairesinin 13.11.1989 tarihli E.1989/779, K.1989/1919 sayılı kararı; ..., "Anayasa Mahkemesi İptal Kararlarının Geriye Yürümezliği", Anayasa Yargısı Dergisi, C.1, s.165).

15. Kaldı ki akabinde kanun koyucu söz konusu hükümde değişikliğe giderek kesinlik sınırının hüküm tarihine göre değil davanın açıldığı tarihteki parasal sınırlara göre belirleneceği yönünde düzenleme yapmıştır. Dairemizce temyiz dilekçesinin reddi yönündeki karar tarihi 02.12.2025 olup bu tarihte anılan Kanun değişikliği yürürlüğe girmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 448. maddesi uyarınca bu Kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanması gerektiğinden ve inceleme tarihinde BAM tarafından verilen karar kesinleşmeyip temyiz edildiğinden söz konusu yeni düzenlemenin temyiz incelemesine esas alınması ve bu çerçevede kesinlik sınırı yönünden hüküm tarihinin değil dava tarihinin esas alınması gerekmektedir.

16. Sonuç itibariyle söz konusu Anayasa Mahkemesi iptal kararı karşısında BAM tarafından verilen kararın kesin olduğu yönündeki saptamanın yerinde olmaması ve 6100 sayılı Kanun'un 448. maddesinin anılan hükmü uyarınca Yargıtay temyiz incelemesi açısından tamamlanmış bir işlemden söz edilememesi nedeniyle BAM kararının esastan temyiz incelemesinin yapılması gerekir.

17. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin geniş, buna getirilen sınırlamaların dar yorumlanması gereğine ilişkin yorum ilkesi ile usul kurallarının mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacak şekilde katı uygulanmaması yönündeki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun içtihadı (bkz. YİBBGK, Esas 2021/5, Karar 2023/2, 28/4/2023, s. 25) dikkate alındığında da somut olayda davacının mahkemeye erişim (temyiz yoluna başvurma) hakkının bulunduğu kabul edilmelidir. 18. Açıklanan nedenlerle BAM kararının kesin olmaması nedeniyle esastan temyiz incelemesinin yapılması gerekirken aksi yöndeki Sayın Çoğunluğun temyiz dilekçesinin reddi kararına iştirak edilememiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1746, K. 2025/5131, 2 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karşıoy
  4. Karşıoy
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1746
Karar No
2025/5131
Tarih
2 Aralık 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1746 K.2025/5798
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2025/1748 K.2025/14458
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2025/1749 K.2025/6558
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2025/1751 K.2025/7701
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1752 K.2025/5435
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1753 K.2025/5248

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.